"Medyanın içinde hâlâ vicdanlı, hâlâ özeleştiri yapabilme kabiliyetini yitirmemiş kalemler da var" dedirtecek bir yazı kaleme almış Vatan yazarı Mutlu Tönbekici. Ve uygulanan çifte standarda isyan etmiş...
Tuhaf bir şeklide "normal" kabul edildi 19 işçinin maden göçüğü altında kalıp ölmesi. Bir iki manşet, üç beş röportajı, bir iki köşe yazısı... Hani "orada ölenleri kendi ağam, kendi kardeşim kabul ediyor ve sorumluları cezalandırılıncaya kadar bu işini peşini bırakmıyorum rum rum!" yeminleri? Hani "nereye gidiyor bu gençlik" sitemleri? Hani "analar babalar çocuğunuzun çalışmak zorunda kaldığı işe dikkat edin" uyarıları? Hani "psikopat bir maden ocağını tanımanın on altın yolu" listeleri? 19 işçi Münevver‘in onda biri bile etmedi. Saçının teli bile edemedi.
O insanlar çok uzak bize. Başka dünyaların, başka galaksilerin insanları. Ölür onlar. Arada böyle onar, yirmişer gider onlar. Madende ölürler, selde ölürler, kamyon devrilir ölürler.. Patlayan kuran kursu olsaydı Konya‘daki gibi, biraz daha ilgi çekecekti ama heyhat! İçinde ideolojik bir şey de yok.. "İrtica işte efendim irtica" diye çın çın ortalığı çınlatabileceğin..
Bildiğin maden ocağı, bildiğin fakir, bildiğin Türkiye... Halbuki gericilikse al sana en gerisinden bir maden ocağı. En gerisinden bir enerji kaynağı.. Ama bu konuları yazıp oynayabileceğin bir tribün yok. Gazete okurları arasında kaç kişi vardır ki maden ocağında çalışan veya kocası, babası, ağbisi, kardeşi maden işçisi olan?..





