“Ben böyle şeylere alışık değilim

Yazdıkları ve söyledikleri ile gençlerin her zaman dikkatini çeken; Yan Tesir şiir kitabı ile Eskader’in 2017 en iyi şiir kitabı ödülünü alan şair, yazar Hüseyin Akın ile söyleştik. Tespitçi Dükkanına da uğramadan geçmedik. 

SÖYLEŞEN: ASLI KAMER DİNÇKÖK

* Biz Millî Gazeteyi elimize alıp Hüseyin Akın’a ait makaleleri okuduğumuzda ilk dikkatimizi çeken ilginç makale deneme adları ve etkileyici kitap isimleridir. Derli toplu ironik söylemler, gündemin sınır berisinden başlayıp ötesine geçiş yapan insan aklına kimi zaman takla attıran kelimeleri ile tanıyoruz.

Sizi tanımak için, Hüseyin Akın kimdir?

Bunu keşke size bir çırpıda söyleyebilsem. İnsanın kendisini anlatması öyle kolay bir şey değil. Evet, benim, kendimim ve bu yaşa kadar hep bu kimliğimi muhafaza ettim. Zaten şiir insanı kendisini yazdırmaya ancak ‘kendisi’ olarak kaldığı oranda ikna edip izin verir. Şimdi kalkıp hayat hikâyemi anlatmaya kalksam hakkıyla bunu başarabileceğimi sanmıyorum. Zira bir yazarımızın dediği gibi ‘şairlerin hayat hikâyeleri yoktur, şiirleri vardır.’ Beni tanımak isteyenler, gerçekten bunda ciddi iseler şiirlerimi okuyarak sonuca ulaşabilirler. Fakat nerede doğduğum, nereli olduğum, ne iş yaptığım, hangi sokaklarda dolaştığım gibi bilgileri art arda sıralamak hiçbir zaman kendimi anlatmak için yeterli olmaz. Evet, 1965 doğumluyum. Evet, Sinop-Türkeli’de dünyaya geldim. Bütün bu malumatlar beni değil etrafımı ışıtıp aydınlatan şeyler. Hâlimi soranlara ilm-i halimi arz ediyorum. Halim ilm-i halimdir. Onu da en iyi ifade edebilecek şey şiirdir. Kendimi bildim bileli şiir okuyup şiir yazıyorum. İçimde yaşadıklarımı şiirin dışında dışa vurabilecek bir enstrüman bulabilmiş değilim şu ana kadar.

*Yine her zamanki gibi çarpıcı kitap isimlerinizle “işte bu!” dedirttiniz.

Yan Tesir’de bir Tespitçi Dükkânı mı?

Kitap isimleri muhtevanın özüdür. Okuyucu da yazar da oradan kavrar kitabı. Kitap isminden tutulur. Diğer bir tabirle, yazarın koyduğu kitap ismi kitaba dâhildir. Yan Tesir ve ‘Tespitçi Dükkânı’ isimleri yazdığım yazı ve şiirlerin mizacına denk düşen isimler. Benim kitap isimlerim özel bir gayret sonucu konulan isimler falan değil, tabiri caizse yerini bulan, cuk oturan başlıklardır. Evet, Yan Tesir bir Tespitçi Dükkânı sayılabilir. Ben onu zihin dünyama öyle sabitledim.

Peki, neden Bezelye?

Bir merak duygusu oluştursun diye olmalı. Bu grafikerimizin marifeti. Bir resim herkesin bakışına göre ayrı bir şey söyler. Dolayısıyla kim ne anlıyorsa anladığı şey doğrudur. Kitabı eline alan şiirleri okumaya geçmeden önce kapağa takılıp kalıyor. Kapakta da bezelyeye odaklanıyor. Ondan bir anlam çıkarmaya çalışıyor. Yan tesir sanırım biraz da bu bezelye ile anlatılmak istenmiş.

* 28 Şubat süreci dâhil olmak üzere, üzüntümüzün ve öfkemizin şiirlerini sizin kaleminizden okuduk yıllarca. Tarihçilerin atladığı noktaları şairlerin hatırladığını bize her daim gösterdiniz.

Şimdi yeri geldi, Hüseyni bir şiirden söz edelim,

“Sevgili babacığım ne çok şiir yazmadın

Uyanmasın acılar, düşler ürkmesin diye

Ben ki hayattan düştüm kime çektimse böyle

Gelmeseydim dünyaya o kadar kırılmazdım

Bu yüzden seviyorum her şeyi ölesiye.”

Yaşamak Ölesiye şiirinin bir hikâyesinden bahseder misiniz?

Bu şiir yaşama hızlılığı içerisinde gözden kaçırıp fark etmediğimiz şeylere yıllar sonrası geçmiş zamanın hüzünlü aralığından bakış denemesidir. Birbirimizle yeterince konuşmadan ve görüşmeden yaşlanıp gidiyoruz. Her şeyin ucunda fanilik gerçeğimiz ve ölüm var. Babalarımız ontolojik sorunlarıyla baş başa kalma fırsatı bulamamış kuşaktırlar. Bize yer açmak için ne felsefeyle uğraştılar ne de şiir yazdılar. Bu benim canımı yakıyor. Onların şiirini de biz yazıyoruz bugün.

* ESKADER tarafından ‘YAN TESİR’ kitabınızla 2017 yılı en iyi şiir kitabı ödülünü aldınız. Geçen yılın şairi seçildiniz? Sizce bu ne ifade ediyor?

Üç maddede ifade edeyim:

1- Veren el alan elden hayırlıdır.

2- Bir şair için en güzel hediye söylemek istediklerini bir şiirle söyleyebilme ayrıcalığına sahip olabilmesidir.

3- Ben böyle şeylere alışık değilim.

8-Tespitçi Dükkanı’nında yer alan denemeler, makaleler Milli Gazete köşe yazılarınızdan oluşmuştur. Gündemden ve gündemin gönül ötesindeniz tabiri caizse şeytanın gör dediklerini her gözün de görmediklerini yazmışsınız. Bu makaleleri seçerken nelere dikkat ettiniz?

* Şeytanın gör dediklerine pek kulak astığım söylenemez. Daha çok meleklerin ‘şuraya bak!’ deyip işaret ettiklerine dikkat kesildim. Makaleler öncelikle beni seçti desem abartmış sayılmam. Çünkü bu mevzular gelip beni bulup yakalayan konular oldu hep. Sahici gündemimiz olan konulara değinmeyi seçtim. Şiirimin artık malzemeleri diyebileceğim yazılardır bunlar aynı zamanda.Belli bütünlük oluşturan yazıları bir araya getirerek dosya oluşturmuşumdur genelde. Kitaplarımın genel olarak bir yoğunluğu olduğunu söyleyebilirim.

* Günümüzde kalemi eline alan birkaç bin lirası olan bir yerde yazılar yazıyor ve kitap çıkarıyor. Siz bunu edebiyat dünyamızın neresine oturtuyorsunuz, bir bereket midir bir garabet midir? Yani bir yazın kirliliği var mıdır?

Çok yazı yazılması, çok kitap basılmış olması niteliğe dair bir olgu değil elbette. Daha çok teknik üretimle ilgili bir durum. Matbaalar basar, kompüterler hazırlar, klavyeler yazar, kesip kopyalayıp yapıştırır. Gerçek anlamda ürün vermek bunlardan çok daha başka bir şeydir. Yazınsal olanın sıradanlaşması gibi bir durum. Niceliğin niteliğe galebesi de diyebiliriz buna. Tamamen modern teknolojik aygıtların bahşettiği bir yeni bin yıl sürprizidir bu. Bereket diyemem elbette. Garabet mi? O da değil. ‘Gün gelecek herkes on beş dakikalığına meşhur olacak’ diyen adamın söylediği nokta ile ilgili bir durum. Herkes birkaç günlüğüne ya da birkaç saatliğine yazar olmayı tadıyor galiba.

* Eğitimci olan yazarların birçoğunda öğretmenlik mesleği ile alakalı çalışmalara rastlayabiliyoruz. .Sizin bu konuda planladığınız bir çalışmanız var mıdır?

Bende eğitimcilik hiçbir zaman yazmanın ve okumanın önüne geçmemiştir. Bahsettiğiniz örneklerle karıştırılmak istemem. Zaten hiçbir zaman da eğitimci-yazar (artık ne demekse?) olmadım. Evet, eğitime kafa yordum, eğitim üzerine yazılar ve kitaplar yazdım. Hâlâ da bu konuda yazmayı düşündüğüm şeyleri biriktiriyorum; lakin bunu yalın anlamda tecessüs sahibi bir insan kişiliğimle yapmaya çalışıyorum. Çünkü hep öyle yaptım.

* Son olarak okur ve takipçileriniz için tavsiye edeceğiz süreli yayınlar nelerdir?

Okumamak kendini müstağni görmektir. Okumamak haddi aşmaktır. Okumamak cüret etmektir. Okumamak ‘kitapsız bir gelenek’ oluşturma teşebbüsüdür. Okumamak düşünen kafalara karşı yapılan sessiz bir saldırıdır. Okusunlar derim. Yazmamak bir mukavemettir. Yazmadan durabiliyorlarsa abu hayatta kendilerini zorlayıp kasmasınlar. Fakat içlerinde yazmaya doğru giden bir mecra oluşmuşsa, uyuyan bir şiir, uyuyan bir hikâye varsa kendilerine haksızlık yapmasınlar ve yazsınlar derim. Zira yazmak yazgıyı dillendirmektir.

09 Şubat 2018 - Kültür-Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR