'Kandil içinde derin bir PKK var ve bunlar Ergenekon'la temas halinde...' iddiasını tedavüle sokanlara ne söylenebilir bilemiyorum.
PKK'nın sicili ortada... Bu çapta bir örgütün böylesi bir ittifaka muhtaç olduğunu düşünmek sadece gündem kaynatmaya yarar diye düşünüyorum.
Kandil'den geldikten sonra farklı kesimlerden temas ettiğim hemen herkesin bana sorduğu birkaç temel soru var: '15 Haziran'dan sonra ne olacak?'', 'Tam olarak ne istiyorlar?'', 'Kandil'in içinde bir derin PKK var mı?'' Bu sorulara gözlemlerimden yola çıkarak yanıt vermeye çalıştığımda aldığım tepkiler gerçekten çok düşündürücü.
Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki Türkiye'nin doğusu ve batısı arasında muazzam bir iletişim sorunu var. Buradaki 'doğu' ve 'batı'yı salt coğrafi bir terim olarak da almayın. Siyasetin temel aktörleri ve medya iki ayrı dil bulutu oluşturmuş. Gelinen noktada Kürtler adına siyaset yapanlar hedeflerini çok açık ve net ortaya koymuş vaziyetteler. 2011'i, her ne pahasına olursa olsun, çözüm yılı olarak görüyorlar. Çözüme ortak olan yönetime de ortak olacağından orta ve uzun vadede kendisine 'tekçi' bir yönetim tablosu çizen AKP, bu müstakbel ortağı kabul etmiyor.
AKP'nin bu süreçte mahcup bir edayla örtmeye çabaladığı muhatabı sadece İmralı değil. Kandil burada çok güçlü bir aktör. KCK yapılanmasının tepesindeki isim Karayılan, saatler süren söyleşimizde bu tabloyu çok net izah etti; 'İmralı, devlet adına bir heyetle AKP'nin bilgisi dahilinde bir pazarlık yürütüyor ve bunu stratejik olarak çok önemsiyoruz. Çözüme hiç bu kadar yaklaşmamıştık. Ancak, tüm bu görüşmeler olurken Erdoğan anlaşılamaz ve kabul edilemez bir şekilde polisi demokratik tepkisini gösteren sivillerin üzerine yönlendiriyor. Operasyonlar durmuyor. 40'tan fazla kaybımız var. Yüzlerce gözaltı var. Ağır tahrik var. Kandil, HPG'ye hakimdir. Ancak üzerine ateş açılan insana da kendini savunma diyemeyiz. Misilleme hakkımızı hak ettiği gibi de kullanmıyoruz.'' Ve kimsenin görmediği şu: 15 Haziran tarihinden sonra tahmin dahi edilemeyecek şiddette bir saldırı başlatmanın hazırlığındalar. Kandil, 'Bugüne kadar alışıldık yönetmelerin dışında bir saldırı olacak' diyor. Bundan ne anlarsınız?
Şimdilik özenle kısık sesle söylemeye çalıştıkları bu vurgu beni gerçekten endişelendiriyor. Başbakan'ın 12 Haziran gecesi 2. Balkon konuşmasına umut bağlayanların umudunu yürekten paylaşanlardanım. Fakat gerçeklik inanın bu değil. 'Kandil içinde derin bir PKK var ve bunlar Ergenekon'la temas halinde...' iddiasını tedavüle sokanlara ne söylenebilir bilemiyorum.
PKK'nın sicili ortada... Bu çapta bir örgütün böylesi bir ittifaka muhtaç olduğunu düşünmek sadece gündem kaynatmaya yarar diye düşünüyorum. Kürt siyasal hareketi çözüme inanmış vaziyette. Öylesine inanmış ve adanmış ki ya bunu anayasa tartışmaları içinde aktif olarak yer alarak ve o metni ısrarcı oldukları çerçevede değiştirerek yapacaklar. Ya da yapacaklar. ''Peki ne?'' sorusunun yanıtı ise aslında çok kısa. 1921 Anayasası...
Serdar Akinan AKŞAM


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




