Türkiye'yi bekleyen tehlikenin adı asbest! 158 bin kişi kanser riski taşıyor

Köylerde asbeste karşı önlem alınmadığı takdirde kanser vakalarının artış göstereceğini belirten uzmanlar, bin 571 köyde 158 binden fazla vatandaşın risk altında olduğunu söyledi.

Türkiye’de asbest ve halk sağlığına etkileri konusunda detaylı araştırmalara imza atan isimlerden Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof.Dr.Metin Akgün, “Eski binaları yıkıp, yeni modern binalar yapalım derken, gelecek kuşaklarımızı kanser riskiyle karşı karşıya bırakmamalıyız” uyarısında bulunuyor.

Prof.Dr.Akgün, “Kentsel dönüşümün yapıldığı büyük şehirleri ve burada asbeste maruz kalacak milyonlarca nüfusu düşünecek olursak, gerekli önlemler tam ve zamanında alınmaz ise, önümüzdeki yıllarda, asbest teması sonucu binlerce kişide kanser gelişimi için riske atılmış olacaktır” diyor. Türkiye’nin yüzde 15’inin asbest minerali kayaç ve toprakla kaplı olduğunu dile getiren Prof.Dr.Akgün, uyarılarını ise şöyle sıralıyor: “Türkiye Asbest Kontrolü Stratejik Raporu’na göre 62 il ve 1571 köyde şüpheli asbest temasının bulunduğu belirlendikten sonra, 2013 yılındaki incelemede 41 ilde 379 köyde asbest temasının olduğu, bu köylerde yaşayanlarının toplam sayısının 158 bin olduğu ortaya konuldu.

Riskli iller olarak, Diyarbakır, Tokat, Kütahya, Sivas, Konya, Yozgat, Eskişehir, Muğla, Malatya, Çorum ve Elazığ başı çekiyor. Akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) hastalarının tespit edildiği köy sayısına bakıldığında, Eskişehir 95 köy, Diyarbakır 94 köy ve Sivas 81 köy ilk üç sırada yer alırken, Kütahya’da 69, Konya’da 36 ve Elazığ’da 20 köyde hastalık tespit edildi.”

10 yıllık süreç

Prof.Dr.Akgün, “Akciğer zarı kanseri (mezotelyoma) riski, kırsal alanda asbest içeren toprakla sıva, badana yapılması, damların asbestli toprakla kapatılması, kırsal kesimdeki yol çalışmaları veya toprak ihtiyacı için yapılan kazılarda temas sonucu artıyor. Kentsel dönüşümde ise eski binalarda kullanılan asbest içeriği ve miktarına göre akciğer kanseri ve mezotelyoma olarak bilinen akciğer zarı kanseri riski artıyor. Teorik olarak asbest kullanımının yasaklandığı 2010 yılından önce yapılan tüm binalarda asbest riski söz konusu. Ortalama 10 yıllık süreçten sonra kanser görülmeye başlanırken, 15-20 yıl sonra kanser ihtimali artıyor” dedi. Kentsel dönüşüm nedeniyle açığa çıkan asbest partiküllerinden bireysel olarak korunmanın mümkün olmadığını da vurgulayan Akgün, “Yıkım yapılan alanlardan uzak durmak gerekiyor. En büyük sorumluluk müteahhitlere ve bunların kontrolünü yapan belediyelere ait. Bina yıkılmadan önce mutlaka incelenmeli.

BAKAN ÖZHASEKİ’DEN ‘ASBEST’ AÇIKLAMASI: HOYRATÇA KULLANILMIŞ

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, inşaat yıkıntılarından çıkan asbest ile ilgili, “Asbest eskiden Türkiye’de bir çok alanda çok hoyratça, tehlikesi bilinmediği dönemlerde kullanılmış. Haliyle binalar yıkılırken ortaya çıkardığı tehlikeler de yeni yeni dikkat çekiyor. Gerek inşaatların yıkımında gerekse asbestli boruların nasıl taşınacağı, nasıl bertaraf edileceği hususu yönetmeliklere tabi. Kimse rastgele bina yıkıp, kamyonlara bunu taşıyıp sonra da çöplüklere, depolama yapılan alanlara götürüp atamaz. Eğer yönetmeliklere uymayan, bu konuda dikkatli ve titiz davranmayan olursa, Türkiye’de çevre cezaları en ağır cezalardır” dedi. Bakan Özhaseki, asbest konusunda uygulamada ortaya çıkmıy olan aksaklıkları giderecek detaylı bir çalışma yaptılarını da ifade ederek, “Bir aya kadar da onları yayınlarız” diye konuştu.

Kırsaldaki rakamlar vahim

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Mezotelyoma Çalışma Grubu Göğüs Hastalıkları Koordinatörü Prof.Dr. Muzaffer Metintaş, sürekli asbest temasının akciğer zarı kanseri hastalığının ana nedeni olduğunu, sigara içen asbest temaslılarda akciğer kanseri riskinin çok yüksek olduğunu belirterek, “Kırsal alan doğum ve yaşantısı olan akciğer zarı kanseri olgularının analizi sonrası, 58 ilde 1236 köy ‘kırsal alanda asbest teması riski nedeniyle incelenmesi gereken köy’ olarak belirlenmişti. 379 köyün toprak örneğinde asbest lifleri saptandı. Bu köylerde 2012-2013 nüfus kayıtlarına göre 158 bin 68 kişi yaşıyordu. Asbestli köylerde evlerin yenilendiği ancak her köyde yaklaşık 4-5 evde halen asbest karışımlı toprakla yapılmış sıvanın durduğu biliniyor. Bu nedenle yaklaşık 2 bin evin duvarlarının yeniden badana yapılması, asbestli toprak alanlarının üstlerinin ekilebilir toprakla örtülüp, yeşillendirilmesi gerekiyor Bir evin sıva, badana, çatı örtme işi düşünülürse 2 bin ev ve toprak örtüsünün rehabilitasyon maliyeti, hastalıkların önlenmesi sonucu elde edilecek kazanca göre oldukça düşük olacaktır” dedi.

3 bin 495 ölüm

Türkiye Mezotelyoma Sürveyansı ve Asbest Kontrolü Stratejik Planı çerçevesinde Türkiye genelinde tespit edilen 5 bin 617 mezotelyoma olgusundan 3 bin 738’inin köy yaşamı hikâyesi olduğunu belirten Prof.Dr.Metintaş şöyle devam etti: “Tespit edilen mezotelyoma olgularının 3 bin 495’inin vefat ettiği belirlendi. Ölen olgularda ortanca yaşam süresi 8 ay olarak hesaplandı. Türkiye geneli için mezotelyoma insidansı 100 binde 2.33 kişi. Asbest temasının devam ettiği kırsal alanda yaşayanlar için bu oran 100 binde 79 kişi. Kırsal alan doğum ve yaşantısı olan olguların analizi sonrası 32 ilde önemsenmesi gereken sayıda köyde asbest temasının devam ettiği aşikar. Plan çalışmaları sonucu elde edilen yıllık mezotelyoma olgu sayıları ve asbest teması olan nüfus bilinenin oldukça üstünde ve bu durum Türkiye’de asbest temasının hem kırsal alanda, hem mesleksel ortamda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu, olmaya devam edeceğini gösteriyor.”(milliyet)

08 Şubat 2018 - Sağlık


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR