İnsanın zaafları (1)

İnsan Kendisine Bahşedilen Nimetlere Karşı Nankördür. Rabbimiz insanın nankörlüğünü şu ayetiyle açıklar. “İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenalık gelse, hemen ümitsizliğe düşüverirler.” (er-Rûm, 36)

İnsan Kendisine Bahşedilen Nimetlere Karşı Nankördür. Rabbimiz insanın nankörlüğünü şu ayetiyle açıklar. “İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenalık gelse, hemen ümitsizliğe düşüverirler.” (er-Rûm, 36) Yoklukta ve varlıkta şükür ve hamd ile Yaratıcısına teslim olan Salih insanlar tarihin her döneminde var olmuştur. Fakat insanların büyük çoğunluğu sahip oldukları imkânların şükrünü eda etmek yerine küçük bir kırılmada ümitsizliğe kapılır ve isyan ederler. Nimet elde ettiklerinde kendilerine bu imkânları veren Yaratıcıyı hesaba katmaz çok şeye sahibim der ve zayıflar üzerinde tahakküm kurmaya kalkarlar. Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur: “…Sakın şımarma! Muhakkak ki Allah şımaranları sevmez.” (el-Kasas, 76) Sahip oldukları imkânları ileri sürerek kibirlenen kişiler yaptıkları iyilikleri menfaatleri için yaparlar. İnsanları küçük görür ve kendilerini zirvede zannederler. Küçük bir kırılma yaşadıklarında Allah’ın rahmetinden ümitlerini keserler. Dünyaya aşırı meylederler. Yaşadıkları sorunları atfedecek bir suçlu mutlaka bulurlar. Gösterişi severler. Haram helal konusunda hassas değillerdir, onlar için aslolan daha fazla şeye sahip olabilmektir. Hakkaniyet konusunda hassas değillerdir.

Makam ve mevkii düşkünüdürler

Rabbimiz bu insanların hallerini ayetinde şöyle açıklar: “İnsanlardan kimi Allah’a (şüphe ve tereddüt içinde) yalnız bir yönden kulluk eder: Kendisine bir iyilik dokunursa, buna pek memnun olur; bir de musibete uğrarsa, çehresi deği¬şir (dinden yüz çevirir). O, dünyasını da, ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir.” (el-Hacc, 11)

İNSANIN NANKÖRLÜĞÜ

Rabbimiz ayetinde şöyle buyurur: “Şüphesiz ki insan Rabbine karşı pek nankördür. Elbette buna kendisi de şâhittir.” (el-Âdiyât, 6-7) buyrulmaktadır. “Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O’ndan başka bütün yalvardıkları¬nız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski hâlinize) döner¬siniz. İnsan yaratıcısına karşı nankördür. Başı darda kaldığında dua eder ve Ondan kurtulmayı murat eder, rahata erdiği zaman ise sorumluluklarını unutur. Oysa Rabbimiz bizden sadece kul olmamızı Salih bir mümin olmamızı istiyor. Diğer bir ayet-i kerimede ise şöyle buyrulur: “Fakat insan, Rabbi kendisini imtihan edip ikramda bulunduğu ve nimet verdiği zaman “Rabbim bana ikram etti.» der. Onu imtihan edip rızkını daralttığında ise “Rabbim beni tahkir etti, önemsemedi.» der.” (el-Fecr, 15-16) Yaşadığımız dünyada çeşitli imtihanlara tabi olabiliriz. Fakat her durumda sabrı kuşanmalıyız. İçinde bulunduğumuz durumdan kurtulabilmek için çaba göstermeliyiz. Teslimiyet göstermeliyiz. Dua ile Allah’tan yardım istemeliyi. Umudu kaybetmemeliyiz. Yaşadığımız imtihanı sabırla savıp ahiret için kazanca çevirmeliyiz Rabbimiz şöyle buyurur: “…Sizi bir imtihan olarak şerle de hayırla da deneriz…” (el-Enbiyâ, 35) “(Allah) insanı bir nutfeden yarattı. Bir de bakarsın ki o, Rabbine karşı açık bir hasım kesilmiştir!” (en-Nahl, 4)[2]

TAVSİYELER

Sabah kalktığınızda nefes alıp vermeyi bahşeden Rabbimize şükredin.

Güne dua ile başlayın.

Vakti onun rızasına uygun şekilde geçirmeye çalışın.

Zikirle meşgul olun.

Yaşadığınız imtihanı kazanca çevirin.

Yaratıcınıza olan bağlılığınız ibadet, teslimiyet ve tefekkürle geliştirin.

08 Şubat 2018 - Aile & Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR