Taklit ve tağşiş ürün helal dairesinden çıkartıyor

Allah’ın (C.C.) bize bahşetmiş olduğu helal nimetlerinden olan etten yapılan şarküteri ürünleri çeşitli tağşiş ve sahtecilik yöntemleri uygulanarak soframıza geliyor.

Allah’ın (C.C.) bize bahşetmiş olduğu helal nimetlerinden olan etten yapılan şarküteri ürünleri çeşitli tağşiş ve sahtecilik yöntemleri uygulanarak soframıza geliyor. Konu hakkında Millî Gazete’ye açıklamalarda bulunan Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazlı, “Etle üretilen ürünlerde insanların aldatılması için birçok yöntem var. Vatandaş verdiği paranın karşılığını alamıyor, daha da önemlisi sağlığı da tehlikeye atılıyor. Üstelik bu tür tağşiş ve sahtecilik yapılan ürünler helal de değil. Çünkü kasten yapılıyor ve insan sağlığına zarar veriyor” dedi.

Nesli korumak helal ve sağlıklı gıda tüketmekle mümkün. Fakat Allah’ın (cellecelaluhu) bizlere bahşettiği nimetlere taklit ve tağşiş yöntemleri uygulanarak insanımızın hem sağlığı etkileniyor hem de helal dairesinden çıkartılıyor. Günümüzde birçok gıda ürününde uygulanan sahtecilik dinimizin hassasiyet ile üstünde durduğu etten üretilen şarküteri gıdalarında da uygulanıyor. Sahtekârlar sofralarımızda yer verdiğimiz salam, sucuk, sosis ve köfte gibi ürünleri ucuza mal etmek için türlü hileler ve haram yollar kullanıyor. Normal fiyatının kat ve kat altında satılan bu ürünler ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. Konu hakkında Milli Gazete’ye açıklamalarda bulunan Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Nazlı, sahtekârların şarküteri ürünlerinde uyguladığı sahtecilik ve tağşiş yöntemleri gözler önüne serdi.

“ETTEN FAZLA SOYA FASULYESİ”

Şarküteri ürünleri gerçekten etle üretiliyorsa düşük fiyatlara satılmasının mümkün olamayacağını söyleyen Prof.Nazlı, “Eğer bu fiyatların altından satılıyorsa bu ürünler gerçek etten yapılmıyor demektir. Soya fasulyesi son zamanlarda çok fazla kullanılıyor. Etten fazla soya fasulyesi katılarak salam, sosis, sucuk v.s elde etmek mümkün. Bahar ve soslarla harmanlandıktan sonra vatandaşın yapılan sahteciliği anlaması söz konusu değil. Etin lezzeti alınmıyorsa, aşırı baharat ve tuz tadı alınıyorsa yüzde yüz o ürüne bir şey katılmıştır. Bir de tavukların sakatatları kullanılıyor ve bu yöntemler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” ifadelerini kullandı.

“YABAN DOMUZLARININ ETİNİN KULLANDIĞINI SIKÇA DUYUYORUZ”

Nazlı, “Daha da kötüsü ülkemizde at, eşek ve katır sayılarında inanılmaz azalma var. Bu hayvanların akıbeti belli değil. İlgili bakanlıkta da bu kayıp hayvanların kayıtları mevcut değil. Demek ki bu yaşlı hayvanların etleri de sucuk, salam, sosis v.s karıştırılıyor olabilir. Çünkü normal kırmızı ete oranla çok daha ucuza mal ediliyor. Bir de domuz eti meselesi var. Özellikle kış aylarında insanları korumak için avlanan yaban domuzlarının etinin kullandığı sıkça duyuyoruz. Yaban domuzunun etini kemiksiz hale getirdiğiniz zaman sığır etinden hiç ayırt edilemez. Yani insanların aldatılması için birçok yöntem var” diyerek vatandaşın verdiği paranın karşılığını alamadığını daha da önemlisi sağlığının da tehlikeye atıldığını ifade etti.

“DEVLETE BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR”

Bu duruma karşı önlem alınması için burada devlete büyük iş düşüğünü ifade eden Nazlı, “Sıkı denetimler yapılarak her ürün laboratuarlar da incelenmeli. Zaman, zaman piyasalardan ve marketlerden bu ucuz ürünler toplanarak incelenmeli. Laboratuar ortamında at eti mi, eşek eti mi, ne oranda katkı maddesi var, sağlığı tehdit ediyor mu etmiyor mu? Hemen anlaşılabiliyor. Fakat bu ucuz merdiven altı şarküteri ürünleri birçok marketin reyonlarında görmek mümkün. Demek ki görev aksıyor. Bu ortamda Sağlık Bakanlığı yetkilileri kadar, ürünü satan market sahiplerine de iş düşüyor. Çünkü üretici kadar market sahipleri de sorumlu. Özellikle büyük marketlerin iç denetimlerini iyi sağlaması gerekiyor” diye konuştu.

“TAĞŞİŞ VE SAHTECİLİK YAPILAN ÜRÜNLER HELAL DE DEĞİL”

Nazlı, “Tüketiciler az çok kırmızı et fiyatlarını biliyor ve kesinlikle çok ucuz fiyata olan şarküteri ürünlerini almamalılar. Tanımadıkları, hijyen kurallarından emin olmadıkları marketlerden tüketicilerimiz alışveriş yapmamalılar. Üstelik bu tür tağşiş ve sahtecilik yapılan ürünler helal de değil. Çünkü kasten yapılıyor ve insan sağlığına zarar veriyor. E bir de bu kafadaki insanların hijyene önem vermedikleri için bu ürünler temiz de değil” ifadelerini kullandı.

“BU ÜRÜNLERİN HİJYENİK OLMASI DA MÜMKÜN DEĞİL”

Prof. Nazlı; kaçak, merdiven altı üretimlere dikkat çekerek, “Bu ortamlarda üretilen ürünler herhangi bir kontrolden geçmediği için her türlü tehlikeyi içeriyor olabilirler. Ayrıca bu ortamlarda yapılan ürünlerin hijyenik olması da mümkün değil. Bu sağlığı tehdit eden ürünlere karşı pişirme teknikleri de bir yere kadar kurtarır. Köfte, sosis, sucuk v.s iyice pişirilmediği zaman sağlığı tehdit eden bu merdiven altı ürünler ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.

06 Şubat 2018 - Helal Hayat

Muhabir Onur Şehmus Şahin


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR