Abdullah Gül'e sahip çıktı: Bilmeden konuşuyorlarsa öğrensinler!

Gazeteci-Yazar Hakan Albayrak, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü eleştiri oklarının hedefine koyan AKP'lilere tepki göstererek, "Bilmeden mi konuşuyor yoksa hakikati bile isteye mi çarpıtıyor bu dostlarımız? Bilmeden konuşuyorlarsa öğrensinler, hakikati bile isteye çarpıtıyorlarsa o gayretleri boşa çıksın diye, aşağıdaki hususlara da dikkat çekmek isterim" dedi.

Karar yazarı Hakan Albayrak, bugün kaleme aldığı 'Abdullah Gül ve Risk' başlıklı yazıda iktidarın hedefindeki isim olan 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e sahip çıktı.

11. Cumhurbaşkanı Gül'ü eleştiren AKP'lilere seslenen Albayrak, "Bilmeden mi konuşuyor yoksa hakikati bile isteye mi çarpıtıyor bu dostlarımız? Bilmeden konuşuyorlarsa öğrensinler, hakikati bile isteye çarpıtıyorlarsa o gayretleri boşa çıksın diye, aşağıdaki hususlara da dikkat çekmek isterim" ifadelerini kullandı.

Karar yazarı Hakan Albayrak'ın'Abdullah Gül ve Risk' başlıklı yazısındaki ilgili bölüm şu şekilde:

Birinci AK Parti hükümeti kurulduğunda (18 Kasım 2002), Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklıydı. Seçimlere katılamamış, milletvekili seçilememişti. Onun için başbakanlığı geçici olarak Abdullah Gül üstlenmişti. Bununla beraber, Erdoğan, doğal lider olarak, hükümete dışarıdan nüfuz ediyordu tabii.

Irak’ı işgale hazırlanan ABD’nin Türkiye topraklarını ve hava sahasını kullanmasına ve Türk ordusunun ABD ordusuyla beraber Irak’a girmesine imkân tanımak maksadıyla 25 Şubat 2003 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümet'e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi", adı üstünde “başbakanlık tezkeresi”ydi; ne var ki, Başbakan Gül’ün arzusuyla değil, Erdoğan’ın ısrarı üzerine meclise sunulmuştu.

ABD, tezkerenin meclisten geçmesi karşılığında hükümete birkaç milyar dolar vaat ediyordu. Erdoğan’ın temel gerekçesi “Irak’ta masada olmak”tı ama AK Parti milletvekillerini tezkerenin kabulüne ikna etmek için daha ziyade ekonomik ihtiyaçlar üzerinde duruluyor, ‘Enkaz devraldık. Bu parayı almak veya almamak bizim için hayat memat meselesi. Almazsak, enkazın altında kalırız. Ekonomi öyle fena batar ki biz de onunla beraber batarız. AK Parti iktidarı beşiğinde boğulur’ deniyor, tezkerenin reddi halinde memur maaşlarının bile ödenemeyeceği ileri sürülüyordu. AK Parti’deki tezkere karşıtları ise Irak’ın işgalinin korkunç bir yıkıma yol açacağına ve oluk oluk masum kanının akıtılacağına dikkat çekerek ‘Bu vebale ortak olamayız!’ diyor, tezkerenin ne pahasına olursa olsun reddini savunuyorlardı.

Resmî tarih yazmaz ama Başbakan Gül de tezkerenin reddinden yanaydı ve o neticenin alınmasında çok etkili oldu. Aslında resmî tarih de buna ‘dolaylı olarak’ şahitlik ediyor. Meclisteki tezkere oylamasının (1 Mart) arefesinde, AK Parti milletvekillerine “Kararınızı vicdanınızın sesine göre vereceksiniz” diye seslenmişti Gül. “Tezkereye kabul oyu verin” demeye yanaşmamış, şartların el verdiği ölçüdeki bir açıklıkla rezervini belli etmişti.

Başbakan Gül’e sunulan bir rapora göre, ABD tarafından vaat edilen yardım olmadan ekonominin kurtarılması gerçekten fevkalade zordu. Gül, zoru seçti. İlkeleri uğruna risk aldı.

Öte yandan, Irak’ı işgal için sabırsızlanan ABD Başkanı George W. Bush, “Ya bizimle berabersiniz ya da teröristlerle” diye meydan okuyordu. İngiltere Başbakanı Tony Blair de Bush’la beraberdi. Tezkerenin reddi, uluslararası sistemle ciddi bir kapışmayı gerektirebilirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarının ekseriyeti ‘İrticacılar tek başlarına iktidara geldi’ diye burnundan solurken, “NATO subayları” darbe için fırsat kollarken korkunç bir riskti bu. Gül, bu riskten de korkmadı. (Gül’ü “uluslararası sistemin adamı” yahut “İngilizlerin adamı” diye yaftalamaya çalışanlar, bu paragrafı bir kere daha okusunlar lütfen.)

Gül’ün o süreçte Erdoğan’la alenen zıtlaşmayı ve ABD ile alenen restleşmeyi tercih etmeyip daha ‘diplomatik’ bir yola tevessül etmesini eleştirmek isteyen varsa buyursun, ama Erdoğan’a ve dahî uluslararası sisteme rağmen doğru bildiğini yapan Gül için ‘Risk almadı’ demesin kimse.

27 Nisan 2007’de Genelkurmay Başkanlığı, eşi başörtülü olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adaylığı münasebetiyle AK Parti iktidarına muhtıra verdi. Bazı AK Parti yöneticilerine göre bu muhtıra karşısında alttan almak gerekiyordu. Gül ise, siyasete karışan askerlere hadlerinin bildirilmesi gerektiğini savunuyor, bu yöndeki eğilimin başını çekiyor, yine ‘Riskse risk!’ diyordu.

Resmî tarih bunu da yazmaz ama bilen bilir ki Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in 28 Nisan 2007’de okuduğu ‘karşı muhtıra’ (“Başbakanlığa bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda Hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik hukuk devletinde düşünülemez. Genelkurmay Başkanlığı, Hükümetin emrinde, görevleri anayasa ve ilgili yasalarca tayin edilmiş bir kurumdur…”), Gül ve ekibi tarafından kaleme alınmıştı. Hatta, Gül’ün tercih ettiği ve orijinal metinde yer alan bazı sert ifadeler başbakanlıkta yumuşatılmıştı.

Gül’ün, öyle bir ortamda, üzerindeki “irticacı” yaftasına rağmen cumhurbaşkanı adayı olması, hele hele darbe tehdidine rağmen bundan vazgeçmemesi başlı başına bir riskti zaten. Konforlu alanı terk edip sistemle açık bir kavgaya girmekten çekinmedi Gül. (Bundan çekinen, askerlerin itiraz etmeyeceği Vecdi Gönül gibi bir ismin cumhurbaşkanlığı için daha uygun olacağını düşünen bazı AK Parti kurmayları, Gül’ün adaylığına sıcak bakmıyorlardı. Meclisteki AK Parti Grubu’nun iradesi bu yönde olunca kerhen kabul ettiler.)

Bu vesileyle, “Türkiye yanarken, İslam dünyası yanarken, insanlık inim inim inlerken sesleri, solukları çıkmayan, en küçük bir aksiyonlarını, tepkilerini görmediğimiz kişiler”e, 15 Temmuz 2016 gecesi televizyonda canlı yayına bağlanıp darbecilere bağıra çağıra verip veriştiren ve ABD’nin Kudüs kararına tepki gösteren Gül’ün dahil olmadığını da belirtmek isterim.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den dikkat çeken ziyaret

08 Ocak 2018 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

08

Necmettin - hakan albayrak hep sahip çıkar gül e lakin düğüne davet edilmeyen gül ün kraliçenin sonradan gönül alma davetine gitmesi,önce milli görüşün partisi fazilet bugünde iktidar partisi ak partiyi bölmeye çalışmasına ses çıkaramıyor parti bölünse yeri hazır birilerinin önceden olduğu gibi.

Yanıtla . 0Beğen 15 Ocak 12:20
07

Zafer Seçkin - yahu 1 mart tezkeresi geçmedi amma dış işleri bakanlığı genelgesi ile hava ve deniz limanları zaten emirlerine verildi. tamam savun kendine göre biryerleri amma bunların hiç birisi temiz değil. ellerinde ıraklı müslümanın kanı ve yakalarında nur bacıların elleri var

Yanıtla . 5Beğen 15 Ocak 08:20
06

Bekir Aydoğana - Değerler, oyu miktarı ile ölçülecekse neden Saddam'ın, Esad'ın ve başkalarının aldıkları oylara saygı duymuyorsunuz. Ben hiç birisine saygı duymuyorum. Çünkü hiç birisi şaibeden kurtulmuş değiller. Çünkü; kanunun açıkça geçersiz saydığı bir işlem ile elde edilen sonucu alkışlayamam. 1 Mart 2003 tarihli tezkereye karşı çıkan bütün insanları saygıyla selamlıyorum. Allah (cc) onların dünya ve ahiretini mamur etsin. Biline ki Rahmetli Erbakan hocamız boşuna çırpınmadı.

Yanıtla . 5Beğen 14 Ocak 11:08
02

Adnan Akin - Bu millet oyunu oyuna verdi

Bu millet kandırildi bilinmeyen koalisyona verdi

Bu milletin istedigini söyleyen

Avrupaninin dedigini yapanlara oy verdi

Yanıtla . 8Beğen 08 Ocak 21:31
01

Beşir - Birkere bu millet oyunu tayyibe verdi ,abdullaha değil.yine öyle olacak.lütfen gerçekçi olalım.

Yanıtla . 8Beğen 08 Ocak 17:33
05

Arif - @ Beşir 01 nolu yoruma cevabı: Allah'tan başka yardımcımız olamaz abd kim ki parası bizi kurtarsın.Ümmet'in lideri vasfına sahip olanın Allah'tan başkasından beklentisi olmaz,olamaz.

Yanıtla . 5Beğen 09 Ocak 08:49
04

Ike - @ Beşir 01 nolu yoruma cevabı: Ne kadar boş ve basit bir konuşma tarzı bu yiğidi öldürun ama hakkını yemeyin..

Yanıtla . 2Beğen 08 Ocak 23:18
03

Cr7 - @ Beşir 01 nolu yoruma cevabı: madem gerçekçi olacaksınız söyleyin bakalım 15 yıldır iktidarda olan partiniz bir iki yol köprü haricinde millete vatana ne verdi?...Her gittiği ülkeden et alan bir lidere,nede seçimlerden önce bağıra çağıra dünya ya meydan okuyup,seçimler bittikten sonra gözümüze sokarak söylediklerinin tam tersini yaparak avrupaya amerikaya yaranmaya çalışan bir akapeye ihtiyacımız var,zaten seçimler geliyor yakında dönme dolap oyununuz bitecek şimdilik tadını çıkarın

Yanıtla . 7Beğen 08 Ocak 23:11
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR