Ramazan Gözen, ESAM’da konuştu! '1 Mart Türkiye’nin itibarını artırdı'

ESAM’ın ekol haline gelen ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Gözen oldu. Türk dış politikası konusunda önemli tespitler yapan Gözen, 1 Mart tezkeresinin Meclis’te reddedilmesinin Türkiye’nin itibarını artırdığını belirterek, “Türkiye ilk kez ABD’nin emrini kabul etmedi” dedi. Bilindiği üzere Milli Görüş lideri rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi için yoğun bir mücadele vermişti.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin (ESAM) haftalık ‘Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu Türk dış politikasının uzman ismi Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Gözen oldu. ‘Türkiye Dış Politikada Nerede Yanlış Yaptı, Yapıyor’ adlı konferansa, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi Genel Başkan yardımcıları, Mehmet Karaman, Atik Ağdağ’ın yanı sıra partinin üst düzey yöneticileri ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

TÜRKİYE İLK KEZ ABD’NİN EMRİNİ KABUL ETMEDİ

Türkiye’nin dış politikasında yaptığı tespitlerde haklı çıkması ile bilinen Gözen, konuşmasında, Suriye konusunda Türkiye’nin geçmişte izlemiş olduğu yanlışlığı hatırlatarak, sürecin başından beri diyalog ve görüşmelerin yapılması gerektiğine dikkat çekti. Milli Görüş Lideri rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mücadeleleriyle engellenen 1 Mart tezkeresi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Gözen, “1 Mart tezkeresi Türkiye’de ender görülen bir durumdur. Meclis’in ret edilmesi bambaşka bir durumdur. Türkiye, ilk kez ABD’nin emrini kabul etmedi” dedi.

Türkiye’nin son 15 yıllık dış politikasını iki bölüme ayırdığını söyleyen Gözen, “2002’den 2010 ve 2010’dan günümüze kadar olan süreç diye ayırıyorum. 1 Mart tezkeresi Türkiye’de ender görülen bir durumdur. Meclis’in ret edilmesi bambaşka bir durumdur. Türkiye ilk kez ABD’nin emrini kabul etmedi. Bu bir başarıdır. Türk dış politikasına büyük artılar kazandırdı. İslam dünyasında, Batı’da çok ses getirdi. Bu da Türkiye’ye karşı olan sempatiyi artırdı. Ekonomik olarak da faydaları oluşturdu. Demokrasi ülkesi olduğunu kanıtladı. Sıfır sorun politikası da başarılı bir politikaydı. Komşumuzla iyi geçinmeye çalışan bir ülke haline gelmişti. Bunları barış ve diyalog ile çözmeye odaklı çalışmaları başarılıdır. Türkiye bu dönemde ciddi adımlar attı. Ermenistan ile önemli hamleler atıldı. Aynı şekilde İran ile önemli adımlar atıldı. Mavi Marmara konusundaki duruşu önemliydi. Türkiye’nin klasik dış politikanın içinde ve dışında sorunları engelleri ortadan kaldırdı” dedi.

TÜRK DIŞ POLİTİKASI DİBE VURDU

AK Parti’nin 2010 yılında Türk dış politikasında inanılmaz bir yön değişimi yaptığını ifade eden Gözen, konuşmasını şöyle sürdürdü: “2010 yılında Türkiye’nin dış politikası dibe vurdu. Sorunlar çoğalmaya başladı. 2017 yılında tek söz söyleyeni haline geldi. Ortadoğu’daki hamleleri macera olarak yorumlanabilir. Hemen arkasından Arap Baharı ile ülkelerde yaşanılan durumu doğru okuyamadı. Olumlu sonuçlar üretemedi. AK Parti, Arap Baharı’na hazırlıksız yakalandı. Bunlara karşı nasıl bir tavır sergileyeceğini bilemedi. AK Parti istikrarı olmayan bir süreç izledi. AK Parti, Ortadoğu’daki gelişmeleri beklemiyordu. Arap Baharı’nda AK Parti, savrulmaya başladı. Bunu yönetecek bilgi birikimine sahip olmadığı ortaya çıktı. Suriye uçurumun kenarıydı. AK Parti hesap hataları yaptı. Aşırı hesap işine girdi. Düşünceler üretemedi. Artık herkes sürecin yanlış olduğunu kabul ediyor.

AK PARTİ SURİYE MESELESİNDE İSTİŞAREDEN KAÇTI

Gözen, AK Parti’nin Suriye meselesinde istişareden kaçtığını belirterek, şunları kaydetti: “AK Parti bu süreçte yetkili bilgili kişilerle danışmadı. Karşı çıkan da oldu ancak partiden dışlandı. Bir kişi karar veriyor, herkes buna uyuyor. İstişare aslında partinin sorunu değil, toplumun da sorunu. Halklar buna nasıl tepki göstermeliydi. AK Parti’nin yüzde 50 oy alabilen bir parti, toplumda bunun tartışması bile olmadı.”

KÜRT SORUNUNU MÜSLÜMAN ÜLKELER ÇÖZMELİ

Müslüman ülkelerin var olan Kürt sorununu çözmeden bir yere varamayacağının altını çizen Gözen, “Kürt sorununu halletmeden Ortadoğu ülkeleri barış içinde yaşayamaz. Bütün meselelerin ana kaynağı Kürt meselesidir. Bölgede Kürt bilinçlenmesi var. Bu bilinçlenme dünyada sıkı bir işbirliği var. Bu oluşumu çözmenizin iki yolu var. Ya yanınıza alacaksınız ya da karşınıza alıp çatışma içinde olacaksınız. Sorun kaynaklarının üzerine gitmesi gerekiyor. Halının altına sorunları süpürmemiz gerekiyor. Sorunların üstüne cesaretle gitmeliyiz. Kürt meselesinde muhafazakâr cemiyetin farklı bir yola girmesi gerekiyor. Kürt sorunu meselelerine, Suriye, Irak, İran, Suudi Arabistan, İsrail ve ABD’ye karşı yeniden bir gözlem yapmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

08 Aralık 2017 - Gündem

Muhabir Ankara Bürosu


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ado - kardeş el kol sallamakla bu işler olmuyor icraat lazım icraat insanlar ölüyor filistin diye bir yer kalmadı sadece kudüs var oda alınmış durumda bakın şimdide pydy pkkya destek olmak için suriyede biz ne yapıyoruz uyuyoruz bağırsan ne olur bağırmasan ne olur icraat yok birşey yok

Yanıtla . 0Beğen 08 Aralık 11:54
Anket İİT'nin Filistin'in başkentini Doğu Kudüs olarak kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

YÜKLENİYOR