İntifada nedir... İntifada ne anlama geliyor?

ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ettiklerini açıklaması üzerine Hamas lideri İsmail Haniyye, İsrail’e karşı intifada çağrısı yaptı. Peki intifada ne demek? İntifada ne anlama gelir? Daha önce hangi sebepten başlatıldı ve hangi sonuç alındı?

İNTİFADA NEDİR? İNTİFADA NE DEMEK?

İntifada (okunuşu: intifadah), sözlük anlamı ile silkinmek, ayağa kalkmak, baş kaldırmak demektir. Genelde Filistinliler´in İsrail işgaline karşı başlattıkları direnişin adı olarak kullanılır.

Türkçe'de "Ayaklanma" anlamına gelen ve Arapça bir kelime olan İntifada, Fİlistin 'de iki kez yaşandı.

BİRİNCİ İNTİFADA NASIL BAŞLADI?

9 Aralık 1987'de bir İsrail askerî aracının Gazze 'de dört Filistinlinin ölümüne sebep olan bir trafik kazasına karışması ve bu olayı protesto eden Filistinlilere İsrail askerleri tarafından ateş açılması sonucunda bir gencin ölmesi, Gazze Şeridinde daha geniş kapsamlı toplumsal olayları tetikledi ve ertesi gün Batı Şeria'da, birkaç gün sonra da Doğu Kudüs 'te benzer olayların yaşanması üzerine gösteriler yaygınlaştı ve Filistin halkı kitle olarak İsrail işgaline karşı bir ayaklanma başlattı. Birinci intifada olarak tarihe geçen Filistinlilerin bu ilk başkaldırısı, işgal altında yaşamaktan bıkmış bir halkın daha önce hiç direniş tecrübesine sahip olmayan çocuklar, gençler ve kadınlar dahil yüz binlerce kişinin katılımı ile yürüttüğü, tepkisel bir gösteriyle başlayan, ancak kısa sürede örgütlü ve plânlı bir harekete dönüşen geniş katılımlı bir halk hareketidir.

HAREKETİN İLK AŞAMASI: TAŞLARA KARŞI MERMİLER

Hareketin ilk döneminde Filistinliler toplum olaylarıyla işgâl kuvvetlerine karşı ellerindeki ölümcül olmayan vasıtalarla direniş gösterdiler. Filistin halkının Birinci İntifada'nın ilk aşaması kapsamında gerçekleştirdiği protestolar taşlı saldırılar ve molotof kokteyli atma gibi sınırlı şiddet içeren aktif, kitlesel protesto gösterileri, kepenk kapatma, genel grev, işgâl yönetimine vergi ödememe, İsrail'e işçi göndermeme, İsrail mallarını boykot etme, işgâl yönetiminin resmî kurumlarında çalışmayı reddetme, duvar yazıları yazma, afiş asma, gibi birçok pasif sivil itaatsizlik eylemleri şeklindeydi.İsrail ordusu ise aşırı şiddet kullanarak bu direnişi bastırmaya çalıştı.

İsrail ordusu, karşılaştığı taşlara önce gerçek mermiden çok daha fazla tahribat veren, sivri uçlu olmaması nedeniyle insan vücudu içinde dolaşıp bir çok organa zarar vererek kurbanın 3-4 gün sonra acı çekerek ölmesine neden olan “plastik mermi” kullanarak cevap veriyordu. Yakın temaslarda ise, İsrail askerleri coplarla ve dipçiklerle Filistinlilerin kafa ve kollarını hedef alıyordu.

Sadece açık alanda kullanılması gereken göz yaşartıcı gazlar ise evlerin, okulların, camilerin ve hastanelerin içinde binlilerol miktarda kullanılıyordu. Hatta, yoğun yapılaşmanın olduğu mülteci kamplarına havadan helikopterle büyük miktarlarda gaz atılıyordu.

SAHİPSİZ TOPRAKLAR GÜNEY LÜBNAN'A SÜRGÜN

Birinci aşamadan sonraı, Filistinliler halk komiteleri kurarak kendi kendini idare etmeye başladı, buna karşılık İsrail'in daha sert tedbirlerle kontrolü ele geçirmeye çalıştı.

Sivil itaatsizlik eylemleriyle İsrail üzerinde her hangi bir etki yaratamadıklarını gören Fiilistinliler silahlı eylemlere başladılar. Bunların büyük çoğunluğu İsrail askerlerini kaçırmak ve öldürmek gibi riski az eylemlerden, bıçaklı militanların İsraillilerin arasında dalarak yakalanana veya öldürülene kadar önüne geleni bıçaklamasına kadar uzanıyordu. Şiddet eylemlerinde, Hamas ve İslâmî Cihat örgütleri FKÖ militanlarının Filistin'de olmamasından dolayı ön plâna çıktı.

Bir süre sonra İsrail hükümeti, islamcı örgütlerin saldırılarının gittikçe şiddetlenmesi üzerine, Hamas ve Filistin İslâmî Cihat örgütlerinin lider kadrosunu sürgüne göndermeye karar verdi. Batı dünyasının yoğun itirazlarına rağmen, çoğunluğu Hamas'a mensup 415 Filistinli Güney Lübnan'da iklimi ve arazi şekli nedeniyle insan yaşamadığından “sahipsiz bölge” (no man's land) olarak bilinen bölgede çadırlarda yaşamaya mahkum edildi. Dünya kamuoyunun da ilgi odağı olan bu sürgün hayatı, Sünni ve İslâmî Cihat önderlerinin Şii Hizbullah örgütü ile yakınlaşmasına sebep oldu. Sahipsiz bölgede bir araya gelme fırsatını bulan ve ortak özelliği İsrail'e karşı savaşmak olan bu örgütler arasında ideolojik ve askerî anlamda pek çok konuda bilgi ve tecrübe aktarımı gerçekleşti.

BİRİNCİ İNTİFADA'NIN SONA ERMESİ

Birnic intifada son safhada sürgündeki Filistin Hükümetinin bağımsızlık ilânı ile diplomatik girişimlerle başlaması ve bir süre sonra İsrail hükümetinin olumlu cevap vermesiyle barış sürecine dönüştü.

Her yeni safha, bir önceki safhadaki uygulamaları da içerecek şekilde devam etti ve resmen bittiği açıklanmasa da, 1989'dan itibaren hızını kaybetmeye başladı, 1991 yılında iyice gündemden düştü, 1993 yılında imzalanan Prensipler Deklarasyonu ile yerel ve dönemsel şiddet olayları dışında neredeyse tamamen sona erdi.

1000'DEN FAZLA İNTİFADA ŞEHİDİ

İntifada süresince ölüm ve yaralanmalarla sonuçlanan şiddet uygulamaları yanında El-Aksa Camiinde namaz kılanlara göz yaşartıcı bomba atmak, Cuma namazından çıkanlara şiddet içeren müdahalelerde bulunmak, yanında taş atıldığı gerekçesiyle ev yıkmak, Filistin arşivlerindeki tapu kayıtlarını yakmak, işinden evine giden Arapların çok kısa aralıklarla açılmış yol kontrol noktalarında defalarca ve uzun kimlik kontrollerinden ve üst aramalarından geçirilmesi, buna karşı koyanlara ölçüsüz şiddet uygulanması, Filistin yerleşim yerlerinin dış dünyaya kapatılması, buralara ilaç, yiyecek ve içecek maddelerinin girişlerinin, ağır hastaları taşıyan ambulansların çıkışlarının engellemesi, direniş hareketlerine katıldığından şüphe edilen kişilerin müspet delillere gerek duyulmadan haftalarca göz altına alıması gibi faaliyetleri de gerçekleştiren İsrail güçlerinin, 1987'den 1991'e kadar 200'ü 16 yaşının altında olmak üzere, 1000'den fazla Filistinli'yi öldürdüğü bilinmektedir.

İKİNCİ İNTİFADA

El Aksa İntifadası olarak da bilinen Filistin'in İsrail'e karşı ikinci isyanı.

Eylül 2000 sonlarında başlayıp, 2005’te biten, İsrailliler ve Filistinliler arasındaki şiddetin arttığı, ikinci Filistinli ayaklanmasıdır. Ayrıca Oslo Savaşı olarak ta bilinir.

İKİNCİ İNTİFADA'NIN BAŞ AKTÖRÜ: ARİEL ŞARON

İsrail-Filistin barış süreci ağır aksak devam ederken, İsrail’in muhalefetteki Likud Partisinin lideri, eski savunma bakanı ve Lübnan’da 1982 yılında meydana gelen Sabra ve Şatilla mülteci kamplarındaki katliamın askerî sorumlusu olan Ariel Şaron, tamamı robokop kıyafetli 1000 İsrail askerinin koruması altında, Kudüs’teki Harem-i Şerif kompleksine bir ziyarette bulundu. Şaron, ziyaretinin sebebini “bir Yahudi ve İsrailli olarak Museviliğin kutsal mekânlarını ziyaret etme hakkını kullanmak” olarak açıklarken, bir çok kişi tarafından bu davranış, Camp David görüşmelerinde Filistinlilere verileceği duyulan haklar nedeniyle görüşmeleri baltalama plânının bir parçası ve yaklaşan seçimler için İsrailli barış karşıtlarına yatırım olarak yorumlandı.

BİNLERCE FİLİSTİNLİ HAYATINI KAYBETTİ

Beş yıl süren İkinci İntifada sırasında 4 bin 412 Filistinli hayatını kaybederken, 48 bin 322 Filistinli yaralandı. Aynı zamanda söz konusu çatışmalarda bin 69 İsrailli öldü, 4 bin 500 İsrailli yaralandı. İkinci İntifada süresince Batı Şeria ve Gazze Şeridi, İsrail askerlerinin istilalarına, binlerce evin yıkılmasına, tarım alanlarının tahrip edilmesine sahne oldu.

Filistinlilerin işgale karşı isyanı anlamına gelen İkinci İntifada’nın en önemli olaylarından biri de Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin üstlendiği İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi'ye yönelik suikasttı. İsrail de 2000 yılında başlayan İntifadayı sonlandırmak ve Ahmed Yasin liderliğindeki Hamas başta olmak üzere Filistin direniş güçlerini zayıflatmak amacıyla Filistinli askeri ve siyasi liderlere yönelik çok sayıda suikast düzenledi.

Aynı zamanda İkinci İntifada sırasında direniş güçlerinin silahlı kanatları ve kullandıkları savunma araçları da gelişim gösterdi. Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları da silahlarını geliştirdi ve İsrail'e karşı kullanmak üzere roket yapımına başladı. Kassam Tugayları'nın 26 Ekim 2001'de ateşlediği yerel yapım ilk roket Sedirot yerleşim birimine düştü.

Bu süreçte Hamas'ın kurucusu Ahmed Yasin de 22 Mart 2004'te sabah namazı çıkışında İsrail tarafından kendisine düzenlenen hava saldırısıyla tekerlekli sandalyesinin üzerinde hayatını kaybetti.

İsrail'in yıllardır abluka altında tuttuğu Gazze'ye 7 Temmuz 2014'te başlattığı ve 51 gün süren saldırıda 2 bin 159 kişi hayatını kaybetmiş, 11 binden fazla kişi yaralanmıştı. Gazze'nin altyapısının harap edildiği saldırılarda yaklaşık 500 bin kişi evsiz kalmıştı.

Yahudiler için yılbaşı olarak kabul edilen "Roş Aşana" tatili nedeniyle yaklaşık 50 Yahudi yerleşimci Tarım Bakanı Uri Ariel eşliğinde 13 Eylül'de Mescid-i Aksa'ya girmiş, yerleşimcilerin Aksa'ya alınmasını protesto eden ve içeri girmek isteyen Filistinlilere askerler ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle müdahale etmişti. Müdahale sırasında aralarında kadınların da bulunduğu çok sayıda kişi yaralanmıştı.

İsrail işgaline karşı ilk İntifada, bir İsraillinin kamyonetiyle Filistinli işçilere çarparak ölümlerine sebep olması üzerine 8 Aralık 1987'de başlamıştı. 1991'de gerileyen direniş, 1993'te Oslo Anlaşmasının imzalanması ile sona ermişti.

İntifada için yapılan ezginin sözleri...

11'inde akıncılar...
Hakkı hakim kılmak için ölür Ayşe ölür Yasin...
İntifada, intifada
Selam sana şanlı kavga

Koş anne koş...
Yavrun yerde
Al sancağı sıra sende...

El-Aksa'nın eteğinde
Ateş barut kan bir yerde
Filistindeki meşale
Sayhalanır tüm aleme
İntifada, İntifada
Selam sana şanlı kavga...

Koş fatma koş...
Mehmet yerde
Al sancağı sıra sende...

Bugün Kudüs, Sarayova
Yarın Mekke, Şam, Ankara

Bir diriliş..
Bir doğruluş...
Zülme karşı baş kaldırış...
Hakka doğru tam yöneliş

Koş bacım koş
Düğün senin
Ağlamak yok, artık sevin

İntifada, İntifada
Selam sana şanlı kavga...

07 Aralık 2017 - Dünya


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR