Ayrılıkta azap birlikte rahmet var

ESAM’ın düzenlediği 26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi İstanbul’da başladı. Irkçı emperyalizmin “gücü hak sebebi olarak gören” materyalist anlayışının insanlığı krize sürüklediğine işaret edilen kongrede, çözümün İslam ülkelerinin birliğinde olduğuna vurgu yapıldı. Dünya; iktisadi, insani ve değerler kriziyle boğuşurken,  insanlık âleminin saadeti ve selameti, İslam ülkelerinin birliğinden geçiyor…

26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresinde, dünyaya “İnsanlığı felakete sürükleyen, İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğan Nemrudî ateşi söndürecek olan İbrahim’ler var” mesajı verildi.

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen 26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi İstanbul’da düzenlendi. Müslüman Topluluklar Birliği Kongresine dünyanın muhtelif yerlerinden hareket önderleri, siyasi temsilciler, ilim ve fikir adamları ile sivil toplum kuruluşları yöneticilerinin iştirak etti.  “Küresel Krizler, İslam Dünyası ve Batı” temasıyla WOW Hotelde düzenlenen toplantı iki gün sürecek. Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’nde konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, dünyanın üç boyutlu (iktisadi, insani ve değerler) bir kriz yaşadığını belirtti. İnsanlığın büyük bir iktisadi krizle karşı karşıya olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, “Zira dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşit. Dünyanın en zengin 62 kişisinin varlıkları son 5 yılda 500 milyar dolardan 1,76 trilyon dolara çıkmış durumda. Buna karşın 1,5 milyara yakın insan günlük 1 doların altında bir kazançla hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Bu tablo sömürüye dayalı bir ekonomik sistemin sonucudur” diye konuştu.  Aynı zamanda dünyada ağır bir insanlık krizi yaşandığını dile getiren Karamollaoğlu, Arakan, Suriye, Yemen ve Libya’dan örnekler verdi. Dünya genelinde 250 milyon çocuğun savaş ve çatışma ortamı içinde bulunduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, “Son 10 yılda 2,5 milyondan fazla çocuk bu çatışmalarda hayatını kaybetti. 65 milyon insan mülteci durumunda. 1,8 milyar insan içecek sağlıklı sudan ve ilaçtan mahrum. Böyle bir tabloda insanlıktan bahsetmek mümkün değildir” değerlendirmesinde bulundu.

İSLAM ÜLKELERİNE ÖNERİLER

Düşmanın yaptıklarından şikayet etmenin sadece acizlerin işi olduğunu anlatan Karamollaoğlu, “Bu yüzden bu kongrede bizce sorulması gereken asıl sorular şunlardır: Mevcut tehdit ve tehlikeler karşısında Müslümanlar olarak biz ne durumdayız? Bu tehdit ve tehlikeleri bertaraf ederek yeni bir dünyayı kurmak için ne yapmalıyız?  Maalesef Müslümanlar olarak bu meselelere yoğunlaşmak yerine iç çekişmelere kapıldık. İç çekişmelerle birlikte Batı’da yaşanan sanayi ve teknolojideki gelişmelere ayak uyduramadık. Batı ülkelerinin sömürgeleştirme politikalarına ve entrikalarına karşı çare bulamadık.” dedi. Karamollaoğlu, Müslümanların aynı kıbleye yöneldiğini hatırlatarak, “Müslüman ülkeler olarak gücümüzü birbirimizi yok etmek için değil birbirimize destek olmak için kullanmalıyız. Birlikte rahmet, ayrılıkta ise azap vardır” ifadesini kullandı. Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “İslam coğrafyasının kurtuluşu için etkinliği olan bir İslam Birliği’ne ihtiyacımız olduğu artık apaçık ortadadır.”

BATI İÇİN BİR DAMLA PETROL BİR DAMLA KANDAN DAHA DEĞERLİDİR

Küresel dünyanın bugün içine sürüklendiği en büyük krizin “değerler” olduğunu belirten Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Batı’nın, gücü hak sebebi olarak gören materyalist anlayışı insanlığı bir değerler krizine sürüklemiştir. İnsanlık için en tehlikeli sapıklık ve sapkınlıklar temel insani değerler olarak takdim ediliyor. Zenginliği olan bölgelere müdahalede acele edilirken, olmayan bölgeler gündem bile olamıyor. Batı, menfaati söz konusu olduğunda kendisinin kabul ettiği bütün evrensel değerleri rafa kaldırabilmekte, her türlü çifte standardı meşru görebilmektedir. Üzülerek belirtelim ki Batı için, ‘bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir.’”

SİYONİZM ARZ-I MEV’UD İÇİN HER TÜRLÜ İŞGAL VE ANARŞİYİ MEŞRU GÖRÜYOR

Karamollaoğlu, bugün dünyada özellikle de İslam coğrafyasında yaşanan krizlerinin sebebinin “Batı” olduğunu dile getirdi.  Batı’nın ırkçı emperyalizm zihniyetine sahip olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Bildiğiniz gibi bu yıl Balfour Deklarasyonu’nun 100. yıl dönümü. İngiltere başta olmak üzere Batı ülkelerinin şeref ve onur payesi olarak kabul ettiği bu deklarasyon, maalesef İslam coğrafyasının felaketi olmuştur. Bugün bizler mevcut şartlarda, parçalara odaklanmak yerine resmin bütününü görmek zorundayız. Adına ister BOP denilsin, ister BİP, sonuç değişmez. Önce Filistinlileri, kaba kuvvet zoruyla evlerinden, yurtlarından göçe mecbur bırakarak İsrail’i kuranlar, şimdi de Büyük İsrail’i kurmak için önlerine çıkabilecek engelleri kaldırmak için çalışıyorlar.” Temel Karamollaoğlu, Siyonizm’in İsrail’i Arz-ı Mev’ud’u (Vaad edilmiş topraklar) içine alacak şekilde genişletmek için her türlü işgal, savaş, terör ve anarşiyi meşru gördüğünü bildirerek, bu planı dikkate almadan ne Irak’ta ne Suriye’de, ne Afganistan’da ne de Yemen’de yaşananları tam olarak anlamanın mümkün olmayacağını ifade etti.

120 YILDIR YÜRÜTÜLEN BİR PROJENİN HEDEFİNDEYİZ

Batı’nın ırkçı emperyalizm zihniyetine sahip olduğunu dile getiren Karamollaoğlu şunları söyledi: “Eğer bugün İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu problemleri gerçekten anlamak istiyorsak şu üç önemli tarihi mutlaka hatırlamak ve neye mal olduklarını bilmek zorundayız. Birinci Siyonist Kongre; TheodorHerzl’in öncülüğünde, İsviçre Basel’de gerçekleştirilen bu kongre Filistin’de bir Yahudi devletinin fikri temelini oluşturdu.

Balfour Deklarasyonu; İngiltere’nin öncülük ettiği ve daha sonra ABD, Fransa ve İtalya’nın destek verdiği bu deklarasyon, Basel’de ortaya konan fikri, siyasi zemine taşıdı. İsrail’in kuruluşu; fikri ve siyasi bir ideoloji, 1948 yılında ete kemiğe büründürülerek somut hale getirildi. Coğrafyamızın dizayn edilişinin önemli dönüm noktaları, bu tarihlere tekabül etmektedir. Özetle İslam dünyası 120 yıldır adım adım yürütülen bir projenin hedefindedir.”

BAŞBAKAN YILDIRIM VE KILIÇDAROĞLU MESAJ GÖNDERDİ

Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’nin açılışına mesaj gönderen Başbakan Binali Yıldırım, Müslüman ülkelerin kıymetli temsilcilerini ortak hedefler ve çözümler konusunda bir araya getiren 26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’ndeki çalışmaların başarıyla gerçekleşmesini temenni etti. Yıldırım mesajında, “ESAM’ın değerli temsilcileri, kıymetli misafirler hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. 26. Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi’ne nazik davetiniz için teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kongrenin açılışına Başbakan Yıldırım’ın yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, başbakan yardımcıları Recep Akdağ, Hakan Çavuşoğlu ve Fikri Işık, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da yazılı mesaj gönderdi.

HAMDOLSUN Kİ ‘İBRAHİM’LER VAR

Toplantının birinci gününde açılış konuşmasını yapan ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, bütün İslam âleminin en sinsi kuşatmalar altında olduğu dönemde bir araya geldiklerini söyledi. Toplantının hayırlar getirmesini temenni eden Kutan, beşeriyetin saadeti için gayret etme imkânı veren, bu amaçla İstanbul’da bir araya gelmelerini nasip eden Allah’a hamd ettiğini belirtti. 

NEMRUDİ ATEŞİ SÖNDÜRECEK SİZLERSİNİZ

Recai Kutan, “Mutluyum, çünkü bu salonda kalbi mazlum İslam coğrafyası için çarpanları, insanlık aleminin saadeti için çırpınanları, ‘savaş değil barış’, ‘sömürü değil adalet’, ‘zillet değil izzet’ için çalışanları görüyorum. Sizler gittikleriniz her yere barış, huzur, özgürlük, adalet ve refah götüren ecdadımızın torunlarısınız. Bugün de insanlığı felakete sürükleyen, İslam coğrafyasını kan ve gözyaşına boğan Nemrudi ateşi söndürecek olan da sizlersiniz. Her dönem dünyayı felakete sürükleyen Nemrutlar oldu. Ama hamdolsun ki İbrahimler de vardı.” diye konuştu. Kongrede İslam dünyasında cereyan eden olayları birlikte inceleyecek, ortak hedefler ve çözümler konusunda görüş alış verişinde bulunacaklarını aktaran Kutan, şöyle devam etti: “İslam âlemi şu anda da tarihin en kritik ve badireli dönemini yaşamaktadır. Peki, bu zulüm, kan ve gözyaşının sorumluları kimlerdir? İnsanlık tarihinde son 200 yıl, Batı medeniyetinin dünyada egemen olduğu bir dönemdir. 1920’li yıllara kadar, dünya coğrafyasının büyük bir bölümü, Batılılar tarafından işgal edildi. İşgaller esnasında, acımasızca katliamlar, işkenceler, soykırımlar yapıldı. Bu yüzden, dünya halkının büyük bir çoğunluğu, sefalet, yoksulluk, açlık ve ölümle burun buruna yaşamak zorunda bırakıldı. İşte Batı medeniyetinin gerçek yüzü budur.”

İSLAMİ SEKÜLERLEŞTİRMEK İSTEDİLER

İslam dünyasına yönelik projelere vurgu yapan Kutan, bu savaşın hedefinin bölgede sınırların ve yönetimlerin yeniden belirlenmesi, İslam inanç ve anlayışının değiştirilmesi olduğunu kaydetti. Kutan, bu anlayışın bir sonucu olarak, İslam’ın değiştirilerek modernize edilmesinin amaçlandığına vurgu yaparak, şunları kaydetti: “İslam inanç ve kuralları Batılılara göre belirlenecekti. Bu maksatla ılımlı İslam projeleri geliştirildi. Hedef, İslam’ın Protestanlaşması, İslami görüşlerin sekülerleşmesiydi. Batı’nın İslam karşıtlığı emperyalistlerin, en çok rahatsız olduğu hususlar Müslümanların haksızlıklara karşı bir türlü sindirilemeyen mücadele azmi, yani cihat şuuru ve yüksek ahlaki değerlere bağlılıkları olmuştur. Bu yüzden sömürgeciler ve siyonistler yıllar boyunca İslam’ı yanlış tanıttılar. İslam’ı barışı tehdit eden bir din olarak göstermeye çalıştılar.”

DÜNYA, YENİ BİR DÜZEN, YENİ BİR MEDENİYET ARAYIŞINDADIR

Savaş, yoksulluk, açlık, sefalet ve ölümün Batı medeniyetinin ürettiği küresel sorunlar olduğuna dikkati çeken Kutan, “Dünya, yeni bir düzen, yeni bir medeniyet arayışındadır. Yoksulluk, açlık, savaş, ölüm ve korku ile simgeleşen Batı medeniyeti, dünyanın sorunlarını çözemez, çözemedi de. Barış ve Hakk’a teslimiyet anlamına gelen İslam’ın tarih boyunca nereye ulaşmışsa oraya barış, adalet ve refah götürdüğünü gören insaf sahibi insanlar, ‘Beşeriyet bugün, her zamandan daha çok, İslam’ın sevgi ve şefkat mesajlarına muhtaçtır.’ demektedirler. Bu sorumluluk duygusu içinde Allah’ın yardımıyla barış medeniyeti olan İslam medeniyetini yeniden inşa edeceğiz.” diye konuştu. Bütün bu olup bitenlerin sadece harici sebeplerle oluştuğu gibi kolaycı, yanlış bir düşünceye kapılmamaları gerektiğini anlatan Kutan, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Şüphesiz ki İslam ümmeti olarak bizlerin de büyük hatalarımız var. Allah’ın emrettiği birliği, İslam kardeşliğini kaybettik. Mezheplere, meşreplere, ırklara, coğrafyalara mensubiyeti, İslam’a mensubiyetin önüne geçirdik. Kendimiz gibi olmayanları tekfir ettik. Tekfir ettiğimiz kardeşlerimizle savaşmayı, cihat zannettik. Bütün bunlar, Allah’ın lütfunu, rahmetini, ümmetin üzerinden aldı. Dünyadaki bu zulüm düzeni karşısında gün inananların birleşme günüdür. Dahilde ve hariçte, zalimlere karşı birlik içinde hareket edilmelidir.” 

BİRBİRİMİZİ TEKFİR ETMEKTEN VAZGEÇELİM

Toplantıda konuşan Sudan İslami Hareket Genel Başkanı Zübeir Ahmed Elhasan Mohamed: “Biz Kur’an-ı Kerim’e uyan ecdadın torunlarıyız. İslam ümmeti olarak insanların en hayırlısı olarak müjdelenmişiz. Gelin birlik olalım, beraber olalım. Evet, ülkelerimiz parçalanmış ve bölünmüş. Bu bölünmüşlükle bir yere varılamaz.  İmkânlarımız olanaklarımız var, gelin bunları kullanalım. Evet, İslam ülkeleri arasında görüş farklılıkları var. Gerekli bir şekilde iman etmiyoruz. Biz önce kendimizi ıslah edelim. Fertler olarak tövbe edelim. Allah o zaman bizi başarıya götürecektir. Eğer biz kendimizi değiştirmezsek hiçbir şey yapamayız. Partiler arasında kavga var. Müslümanlar arasında mezhepsel çatışmalar var. Zehirli tohumlar var. Kitabı ve sünneti kendimize düştür edelim. Bundan başka kurtuluş yok. Faizle alışveriş ediyoruz. İslam’ın sadece adı var kendisi yok. Gelin mümin kardeşlerim kendimize öz eleştiri yapalım. Kur’an-ı Kerim’in neresindeyiz? Bu sorulara bir cevap arayalım Birbirimizi tekfir etmekle, İslam adına yapılan cinayetlere seyirci kalmakla bir yere varamayız.”

SİLAHIMIZ ALINDI AMA İMANIMIZ ALINAMAZ

HAMAS İslami Direniş Hareketi Sözcüsü Sami Ebu Zuhri: “Bu toplantının yapılması çok önemli. İslam dünyasından katılan bütün kardeşlerimizin aralarında görüş alışverişi yapılması çok önemli. Bugün İsrail fitnesinin 100. yılını yaşıyoruz. 1947 yılında İngilizler aşamalı olarak geri çekilmeye başladılar. Bu topraklar Yahudilere teslim edildi. O günden bu yana Müslümanlar cihadı hiçbir zaman bırakmadılar ve bırakmayacaklar. Siyonizm hareketi Müslümanlara zulmetmektedir. Küfür tek millettir. Bu ve benzeri toplantılar, duruma teşhis konulabilmesi için, alınacak tedbirlerin konuşulması için önemlidir. 100 yıldır Filistin meselesi kanamaya devam ediyor. Zulme karşı durmayacağız, susmayacağız. İşgalcileri kovana kadar devam edeceğiz Hamas hareketi buna söz vermiştir. Sizlerin de desteğini alırsak önümüzde kimse duramaz. Elimizden silahımız alınmış ama göğsümüzden iman alınamaz.”

MUTLAKA BAŞIMIZI KALDIRMAK ZORUNDAYIZ

Cansuyu Derneği Genel Başkanı Mustafa Köylü: “Son dönemde muhtelif isimler altında terör örgütleri türetildi. Tek hedefleri İslam’dır. Aynı oyun dünyanın muhtelif yerlerinde oynanıyor. Önce terör eylemi oluyor, sonra batılı devletler saldırıyor. Marabi kentinde 500 IŞİD var deniliyor. Orada şehri yok ediyorlar, insanları kaçırıyorlar. CIA ve Mossad elinde kurulan bu örgütlerden sonra batılılar ‘İslam, terör dinidir’ diyorlar. Karıncayı bile incitemeyen ümmete terörist yaftası yapıştırıyorlar. Biz mutlaka başımızı kaldırmak zorundayız. Suç işlemiş çocuklar gibi ‘ben yapmadım’ demektense, başımızı kaldırıp karşı tarafın terörist olduğunu ilan etmemiz gerekiyor. Erbakan hocanın ‘İman varsa imkan da vardır’ sözünü hatırlatmak istiyorum” diye konuştu.

ROBOTA VERİLEN DEĞER İNSANA VERİLMİYOR

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan: “HAK-İŞ olarak burada olmaktan mutluyuz. ESAM’ın İslam Birliği çalışmaları için onları kutluyoruz. Erbakan Hocamızı rahmet ve minnetle anıyorum. HAK-İŞ’in 42 yıl önce Milli Görüş hareketi olarak kurulmuş olduğunu biliyoruz. HAK-İŞ kurulduğundan beri 12 Eylül dönemi gibi zorlu yıllardan sonra buraya gelmiştir. Asla ‘yeni bir dünya’ hedefinden vazgeçmemiştir. Türkiye işçi hareketinin 2. Konfederasyonudur. Bunun ‘yeni bir dünya’nın kuruluşu için önemli olduğunu biliyoruz. Biz HAK İŞ ve MEMUR SEN olarak İslam ülkeleri ve dünyadaki işçi ve işveren ilişkilerini sorumlulukla inşa etmek zorundayız. Geçtiğimiz günlerde bir TV haberi bizi tebessüm ettirdi ve üzdü. Suudi Arabistan yeni robota vatandaşlık önermiş. Ama birçok bölgeden gelip çalışanlara vatandaşlık vermiyor. Robota verilen vatandaşlık insana verilmiyor. İslam alemi olarak sık sık özeleştiri yapmalıyız.”

ERBAKAN HOCAMIZIN KABUL EDİLMİŞ DUASIYIZ

MEMUR-SEN Genel Başkanı Ali Yalçın: “26. Müslüman topluluklar programının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Şunu özellikle ifade edeyim; Katılımcılardan kendi ülkelerinden sendikalara destek vermelerini istiyoruz. Yeni bir dünya kurabilecek sınırsız imkanlar var. Yeter ki adaleti ve gelir düzenini sağlayalım. Dünyadaki yaşanan krizlere ilişkin hem teşkilatımızın hem Milli Görüş hareketimizin konuyu çok önemsediğini buradan ifade etmek isterim. İslam İşbirliği Teşkilatlarının faaliyet gösterdiği bir toplantı gerçekleştirdik. Burada gelir dağılımlarındaki adaletsizlik ile bir çağrıda bulunduk. Bu çağrımıza kulak verecek İslam İşbirliği için çalışan bir oluşum maalesef yok. Bunun için İslam dünyasında bir oluşum kurulabilir mi, emek iş birliği mümkün mü sorularına cevap aradık. Gelir dağılımındaki adalet konusunda sınırsız bütçelere sahip ülkeler var. Fakat biz olaya Müslümanca bakmalıyız. Bize bu şuuru kazandıran Erbakan Hocamıza ayrıca müteşekkiriz. Biz MEMUR-SEN olarak Erbakan hocamızın kabul edilmiş duasıyız.”

BİZLERE SEKÜLER UNSURLAR DAYATILIYOR

Cemaat-i İslami Genel Başkan Yardımcısı Arif Ali Thottancheri: “Halifelik Osmanlı’dan sonra sona erdi. Biz Cemaat-i İslami hareketi olarak Hindistan’da Müslümanları temsil ediyoruz. Dünyada en çok Müslümanın yaşadığı 2. ülkeyiz. Hindistan’da 200 milyon Müslüman var. Peygamber Efendimiz (SAV) zamanında yapılan bir camimiz var. Ancak Hindistan’da 200 milyon Müslüman olmasına rağmen büyük bir sefaletin içerisindeyiz. Müslümanların azınlıkta olduğu ülkelerden farklı bir durumda değiliz. Müslüman gençlerin hareketleri kısıtlanıyor. Özellikle Müslüman gençler terörist olarak görülüyor. Seküler ve laik olan kesimlerin altına alınıyoruz. Allah’ın izni ile çalışmalarımız devam edecek.”

ARTIK MÜSLÜMANCA YÖNETİLMELİYİZ

Lübnan İslami Çalışma Partisi Genel Başkanı Şeyh Züheyr Cad: “Fethi Yeken ile Erbakan Hoca’nın bir istişaresine şahit olmuştum. Onlar hiç mezhep, ırk ayrımı yapmıyorlardı. İnsanlık için ne yapabiliriz onu konuşuyorlardı. Biz de bugün burada aynı niyet ile toplandık. İslam aleminin sorunlarını konuşuyoruz. Fakat şimdi bakıyorum milyarlarca Müslüman deniz köpüğü gibi bir şey yapamıyor. Bugün Müslümanlar dini olmayan liderlerin elinde. Bu bize yakışmıyor. Artık Müslümanca yönetilmeliyiz. Müslümanların teröristlerce öldürülmesine ve buna rağmen terörist diye anılmasına izin vermemeliyiz.

KURTULUŞ İÇİN TEK YOL YEKVÜCUT OLMAMIZDIR

MILF – İslami Özgürlük Cephesi Genel Başkanı Dr. Hacı Murat İbrahim: “Her yıl biz burada bir araya geliyoruz. İslam toplumları arasında birlik beraberlik sağlanması amacıyla bu toplantı yapılmaya başlandı. Zira İslam toplumları bir araya gelip ele ele verip yardımlaşmazlarsa hiçbir yere ulaşamazlar. Bizler aynı inanca sahibiz ve kardeşiz. Biz Filipinlerin güneyinde yaşıyoruz. Biz sömürüden sonra İslamiyet’i kabul ettik. Atalarımız bir tek Osmanlı döneminde nefes alabilmişler. 16. yüzyıldan itibaren huzur içinde yaşamaya başladık. İslamiyet’in sancağı altında rahatça yaşayabildik. İspanyollar bu bölgeyi işgal etmek için geldiklerinde Osmanlı ve Müslümanlar buna izin vermediler. İspanyolları geldikleri gibi geri göndermeyi bildiler. Bu nasıl oldu? Bu birlik ve beraberliğin sonucu ve neticesi olarak gerçekleşti. Moro’yu biliyorsunuz. Bu bölgede Müslümanların söz sahibi olması lazım. Kurtuluş için tek yol İslam dünyasının tek vücut olmasıdır.”

Kaynak: Millî Gazete 

Oğuzhan Asiltürk: İslam ülkeleri uydu değil lider olmalı

15 Kasım 2017 - Gündem

Muhabirler : Baki Sancak , Onur Şehmus Şahin


Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR