Kıbrıs’ta Birleşme, Irak’ta Bölünme

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu, İsrail’in ve Amerika’nın Kuzey Irak’ta bölünmeyi destekleyen açıklamalarına karşın Kıbrıs ile ilgili de birleştirme çağrılarını kıyasladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, gündemin sıcak maddeleri ile ilgili konuştu. Parti Genel Merkezi’nde düzenlediği toplantıda konuşan Karamollaoğlu, Kuzey Irak’ta yapılması planlanan referandum olmak üzere CHP’nin SİHA iddiası, Arakan’daki katliam, OHAL süresi ve diğer gündem maddeleri ile ilgili partisinin görüşlerini açıkladı.

BATI’NIN ÇIKAR MERKEZLİ POLİTİKASININ AÇIK DELİLİ!

Karamollaoğlu, “İsrail alenen Kuzey Irak’taki gelişmelere destek vereceğini, hiç çekinmeden de bunun kendi menfaatlerine olduğunu ilan ediyor. ‘Kıbrıs’ta ne yapıyorsunuz? Orada ise ille de birleşeceksiniz. İlle de Rumların sultası altına gireceksiniz’ diye baskı yapıyorlar. Orada birliği söylüyorsunuz, buraya gelince bölünme diyorsunuz. Bu bile Batı’nın kendi çıkarını düşünen politikasının en açık delilidir” ifadelerini kullandı.

ABD KONU MÜSLÜMANLAR OLUNCA HUKUKU RAFA KALDIRIYOR

Karamollaoğlu, konuşmasının başında Eylül ayının Türkiye ve dünya tarihi açısından önemli günlerin yaşandığı bir ay olduğunu aktararak, “11 Eylül’de yaşanan olay dünyanın felaketi oldu. 12 Eylül ise ne yazık ki Türkiye’nin bir felaketi olarak tarih sayfalarında yerini aldı. Amerika, bugün konu Müslümanlar ile ilgili olursa hukuku, hakkı, insan haklarını rafa kaldırmaktan hiçbir zaman çekinmiyor. 12 Eylül’de de hukukun ortadan kalktığı, gözaltına alınan insanların acımasızca işkence edildiği dönemler oldu. 28 Şubat dönemi de farklı bir post-modern darbeydi. 12 Eylül’de yapılan yanlışlıklar başka bir şekilde bu sefer 28 Şubat’ta tekrar edildi” dedi.

ADALET MEKANİZMASINI ŞAŞIRTMAYA ÇALIŞIYORLAR

Değerlendirmesinde 15 Temmuz hain darbe kalkışması ve sonrasında yaşananlar ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, terör örgütü mensuplarının yeni yöntemler geliştirmeye çalıştıklarını, siyasi iktidarın buna karşı uyanık olması gerektiğini ifade etti. Karamollaoğlu, yaşanan yargılama sürecinde de titiz davranılması uyarısını yaparak, “15 Temmuz’da devletin bütün organlarına sinir uçlarına kadar nüfuz etme imkânı buldular. Karşı karşıya kaldığımız manzaranın altında kalkılamamasının temel sebebi maalesef bu. Mahkemeler başladı, konular gündeme geliyor. Bunun karşısında da suçlananlar kendilerini korumak için ayrı taktikler uyguluyor. Adalet mekanizmasını şaşırtmaya çalışıyorlar. Bizim, dürüstlüklerinden bu ülkeye bağlılıklarından, hak ve adaleti gözettiklerinden hiç tereddüdümüz olmayan bu yapı ile hiç alakası olmayan çok yakın arkadaşlarımız maalesef gözaltına alınabiliyor. Aradan bir süre geçince de ‘özür dileriz’ deniliyor. Buradan kurtuluşun ise tek bir yolu var. Sayın Cumhurbaşkanı’nın birer kez dile getirdiği tekrar etmediği bazı hususların dikkate alınması gerekir” dedi.

BU SORUNLAR PARTİZANLIKLA ÇÖZÜLMEZ

Karamollaoğlu, “Baskıcı, kutuplaştırıcı, ülkede huzuru bozan tavırlardan mutlaka vazgeçmeleri icap eder. 12 Eylül’ler, 28 Şubat’lar, 15 Temmuz’lar yaşanmasın diye” ifadeleriyle de yaşananlardan ders alınması gerektiğini kaydetti. Karamollaoğlu, “Ümit ediyoruz ki, hükümet bugüne kadar meydana gelen hadiselerden ders alır ve bundan sonraki yaklaşımlarını da buna göre yeniden tanzim eder. Bunun bazı emareleri var ama şunu çok iyi bilmelidirler ki, partizanlık bu işi önlemez. Partizanlık sadece bugünkü hadiselerin çığırından çıkmasına sebep olur. Hükümet, ‘bana bağlı, benimle hareket eden kadro ile çalışırsam bu tip işler olmaz’ diyebilir. Daha fazla oluyor. Çünkü bu sefer yalakalar doğar. Yalakalar bir hükümetin doğru karar vermesini engeller. İftiralar ortaya atılır. Beğenmediğin insanları küçük düşürebilmek için birtakım yollara, tevessül edilebilir” şeklinde konuştu.

İHA’LARIN KULLANILMASI ASLINDA BİR ZARURET

CHP’lilerin Silahlı İnsansız Hava Araçları ile ilgili ortaya attığı iddialar ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, bir araştırma komisyonu kurulması önerisinde bulundu. Karamollaoğlu, “İHA’ların masum insanları öldürdüğü yolunda CHP’lilerin iddiaları var. Ancak burada iki önemli husus var. Bir, hükümeti suçlama iki ise İHA’ların kullanılmasına karşı bir hava oluşturma. Şunu ifade edelim ki, böyle bir iddia sadece yalandı diye göz ardı edilmemeli. İHA’ların kullanılması aslında bir zaruret. Sahada, arazide hareket eden güvenlik güçlerinin emniyeti için önemli. Bir yerde bir yanlışlık yapılıyorsa o yanlış ille de İHA’lardan meydana gelmez, yanlış karar verenlerden, yanlış tespitlerde bulunanlardan meydana gelir. Böyle bir hadise varsa bunu abartıp davul zurna ile belli bir istikamete sevk etmektense süratle Meclis’te iktidar ve muhalefetten oluşan bir komisyon oluşturarak bunu yerinde tespit etmesi mümkün. Bir komisyon kurulur, gidilir araştırılır. Bir yanlışlık yapıldıysa neden yapıldığı ortaya çıkarılır. Bir yanlışlık yok ise kamuoyunu teskin eden bir açıklama yapılır. Biz iktidarı da, muhalefeti de sorumlu davranmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

OHAL OLAĞAN HALE GELMEMELİ

Ülkenin en büyük sorununun kutuplaşma olduğunu ifade eden Karamollaoğlu, OHAL süreci ile ilgili de dikkat çeken şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin en önemli sorunu kutuplaşmadır. Siz kutuplaşması zirveye çıkarırsanız terörü de azdırırsınız. Baştan beri söyledik, OHAL elbette böyle bir kalkışmanın ardından ilan edilmeliydi. Ancak OHAL’i olağan hale getirirseniz o zaman bu ülkede dikta rejimine gidiş var demektir. Bir kişi veya bir parti bütün kararları alacak ve bu kararların hiçbiri yargı denetimine tabi tutulmayacak. Anayasa Mahkemesi (AYM) diyecek ki ‘OHAL var, ben bundan dolayı hükümetin ve Meclis’in almış olduğu bu kararların hiçbirini gündemime almam’. Kusura bakmasınlar ama böyle bir AYM olmaz. Hükümet bütünüyle Anayasa’yı çiğnerse ne olacak, kim müdahale edecek. Hukuksuzluğun hâkim olmasına nasıl olur da AYM yeri geldiği zaman dur demez. Bundan dolayı AYM’nin aldığı kararları bir defa daha gözden geçirmeye davet ediyorum. Türkiye yeniden tanzim ediliyor. OHAL ile alakası olmayan alanlarda kararlar, kanunlar çıkarılıyor. Bir kişi düşünüyor, bir kişi karar veriyor, bir kişi uygulama yapıyor. Olmaz böyle bir şey. Bu Türkiye’ye zarar verir. Biz adalet mekanizmasını, yüksek yargı organlarını ve AYM’yi göreve davet ediyoruz.”

İSRAİL’İN OYUNUNA GELMEYİN

Milli Görüş Hareketi’nin merhum lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 25 yıl önce Körfez Savaşı sırasında bölge için dile getirdiği tarihi sözleri de anımsatan Karamollaoğlu, “1992 yılında Hocamız, ‘Körfez Savaşı bitecek, Saddam çökecek, bölgede devlet otoritesi kalmayacak. Kürtler oluşan boşlukta bir devlet kurmak isteyecek. Bölgedeki Kürtler çok daha güçlü silahlarla donatılacak ve sonra Türkiye’den toprak talebinde bulunacak’. Kelime kelime böyle. Bunların hepsi gerçekleşiyor. Onun için Kürt kardeşlerimizi bir kez daha uyarıyoruz. Batı’nın, İsrail’in oyununa gelmeyin. Onları dost edinmek akıl kârı bir iş değildir. Onlar sadece kendi menfaatlerini gözetirler ve kendi menfaatlerini gerçekleştirmek için her türlü hileye başvururlar” uyarısını yaptı.

BAŞIMIZA EN BÜYÜK BELAYI İSRAİL ÖRDÜ

“Kuzey Irak’ta Barzani referanduma gitmek istiyor. Anayasal hakkı ise istediği gibi gitsin. Bir karar verir, birtakım adımlar atar” diyen Karamollaoğlu, tarihi bir hatırlatmada bulundu. Karamollaoğlu, “Şunu herkes bilmeli. Eğer bu kararlar İsrail’in desteği ile alınıyorsa kesinlikle Kürtlerin başına bela olur. Çünkü İsrail ne Kürtlere ne Türklere ne de Araplara sevgi duymaz. Bölgede barış istemez, huzur istemez. Bugünkü yapının devamını istemez. Bölgenin parçalanmasını, kolay lokma haline gelmesini ister. Bunu İsrail’in desteğiyle yaparsanız emin olun onu size yedirmezler, başınıza bela ederler. Türkiye, İsrail’in 1948’den beri Ortadoğu’daki tek stratejik ortağıydı. Ne oldu şimdi. Türkiye’nin başına en büyük belayı hep İsrail ördü. Esas hedef Türkiye’nin parçalanması. Tedbirler şimdiden alınmazsa bölgedeki ülkeler tek tek bölünmeye doğru ilerliyor. Şu an da ırkçılık, mezhepçilik ile bölgeyi birbirinden ayırıyorlar” diye uyardı.

İSRAİL IRAK’IN BÖLÜNMESİNE DESTEK VERİYOR

Karamollaoğlu, İsrail’in ve Amerika’nın Kuzey Irak’ta bölünmeyi destekleyen açıklamalarına karşın Kıbrıs ile ilgili de birleştirme çağrılarını kıyaslayarak şunları söyledi: “İsrail alenen Kuzey Irak’taki gelişmelere destek vereceğini hiç çekinmeden de bunun kendi menfaatlerine olduğunu ilan ediyorlar. Israrla söylüyorum, sömürgeciler için adaletin önemi, insan haklarının, demokrasinin önemi yoktur. Sadece menfaatleri vardır. Kendi menfaatleri için dünyayı yakmaktan geri durmazlar ve çekinmezler. ‘Bölgede yaşayan her halk kendi bağımsızlık kararını kendisi alabilmeli’ diyorlar. ‘Kıbrıs’ta ne yapıyorsunuz? Orada ise ille de birleşeceksiniz. İlle de Rumların sultası altına gireceksiniz’ diye baskı yapıyorlar. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Orada birliği söylüyorsunuz, buraya gelince bölünme diyorsunuz. Bu bile Batı’nın kendi çıkarını düşünen politikasının en açık delilidir.”

14 Eylül 2017 - Gündem



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Sebahattin Kızıltaş - Türkiyeli Müslümanlar ne ara bu hale geldi anlayamıyorum.Bu kadar devletçi,bu kadar kavmiyetçi Müslüman olur mu? Onuda bilmiyorum.Türklerin,Arapların,Acemlerin,Afganların ... velhasılı her kavmin kavmiyetçi devletleri var.Siyonistlerin kurdurduğu bu devletlerin tamamı kavmiyetçi bir kimlikle kuruldu.Bu devletlerden biriside Türkiyedir.Hiç bir devlet kendi içinde yaşayan diğer kavimlerin haklarını korumadığı gibi asimilasyon ve yok politikası izledi.Bunların başında da Türkiye gelmektedir.İçlerinde yaşayan hiç bir kavmi var olarak kabul etmedikleri gibi haklarını ellerinden aldılar.Buna Müslümanların karşı çıkması gerekirken maalesef sahip çıkmadıkları gibi diğer düşünce erbapları gibi onlarda red ve asimilasyon politikalarını benimseyip savunmaya başladılar.Türk,Arap,Acem,Afgan, ve diğer kavimler devlet kurarken İsrail'in parmağı yoktu da Kürtler devlet kurunca mı İsrail'in parmağı girdi?Ben tüm kavimlerin devletlerini bırakıp bir tek devlet olmalarından yanayım ve hayatımı buna adadım.Ama hiç bir kavmi devlete karşı çıkmayan Müslümanların sıra Kürtlere gelince karşı çıkmalarını İslamla asla bağdaştıramıyorum.Müslümanların yüz senelik politikalar sonucu asimile olduklarına ve Kuran çizgisinden saparak ırkçı olduklarına inanmaya başladım.İnşallah öyle değildir.

Yanıtla . 0Beğen 14 Eylül 16:06
Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR