Hükümetin Ağustos ayında çıkardığı kanun hükmünde kararname ile azınlık vakıflarının mallarının iadesinin önünü açmasının ardından, İzmir Musevi Cemaati'nin tüzel kişilik talebine de olumlu cevap verildi.
İzmir Musevi Cemaati'nin Tüzel Kişilik talebine olumlu yanıt veren Vakıflar Meclisi,'İzmir Musevi Cemaati Vakfı' adıyla tescilledi. Musevi Cemaati'nin 100 yıllık hayaline kavuşmasını sağlayan bu tescille birlikte 22 taşınmaz mal varlığının da vakıf adına kaydedilebileceği belirtildi. Aralarında İzmir Havra Sokak'ta bulunan Şalom, Giveret, Elgazi, Bikurholim, Beth İsrael ve Roşarr sinagoglarının yanı sıra kullanılmayan 12 sinagog ile 4 dükkânın bulunduğu taşınmazlar bürokratik işlemlerin tamamlanmasının ardından İzmir Musevi Cemaati Vakfı'na devredilecek.
Musevilerin 100 yıldan beri peşinde koştuğu hayalin gerçekleşmesini sağlayan bu kararın ardından Vakıflar Meclisi'nin cemaat vakıfları temsilcisi Laki Vingas, Musevi Cemaati'nin cumhuriyet tarihi boyunca tüzel kişiliğinin bulunmadığını vurguladı. Vingas, "Bu tarihi kararla birlikte Musevi cemaatinin hukuksal kimliğini yarattık ve taşınmazların tescilinin yolunu açtık. Çünkü, günümüze kadar oradaki mülkler, ibadethaneler ya hahambaşılığa ya da cemaat adına kayıtlıydı. Bir disiplinsizlik vardı. Biz kararımızla bütün bunları vakıf çerçevesi içine alıyoruz" diye konuştu.
Azınlıklarımızın taleplerini karşılamak görevimiz
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kararın ardından resmi twitter hesabı üzerinde yaptığı değerlendirmede; İzmir Musevi Cemaati'nin tüzel kişiliği bulunmadığı için mal varlığının da bulunmadığına dikkat çekti. İçinde sinagog ve dükkânların da bulunduğu 22 mal varlığının bu yolla vakıf statüsüne kavuşturulduğunu belirten Arınç, ''Yüz yıllardır birlikte yaşadığımız ve artık birbirimizin bir parçası haline geldiğimiz azınlıklarımızın taleplerini karşılamak görevimizdir'' dedi.
Sabah gazetelere bakarken dikkatini çeken önemli bir haberi paylaşmak istediğini belirten Arınç, twitter'dan şunları yazdı:
''Biliyorsunuz son yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğümüz tarihi nitelikte işler yapıyor. Hem kendi tarihi eserlerimizi yeniden ayağa kaldırıyor hem de vakıflarımızı kuruluş amaçlarına uygun olarak ihya ediyoruz. Bununla birlikte ülkemizde yaşayan azınlık cemaatlerine ait vakıflar ile de yakından ilgileniyoruz. Hak ve adalet ölçüleri içerisinde azınlık cemaatlerimizin sorun ve taleplerine de yaklaşıyoruz. Ülkemize vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi tüm farklılıklarına rağmen bizim asli unsurumuz olarak görüyoruz..''


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




