Makedonya Maliye eski Bakan Yardımcısı Maksud Ali, "Türkiye kişiye endeksli politika izlememelidir" dedi.
Kısa adı TASAM olan Türk-Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin öncülüğünde Edirne'de düzenlenen 4. Uluslararası Balkan Konferansı'na katılmak üzere ülkemize gelen Makedonya Maliye eski Bakan Yardımcısı Maksud Ali, Türkiye'nin dış politikasını, Makedonya'da yaşayan Arnavutların ve Türklerin durumunu gazetemize değerlendirdi.
Türk hükümetinin Makedonya'da izlediği politikanın kişilere endeksli olduğunu savunan Makedonya Maliye eski Bakan Yardımcısı Maksud Ali, "Ben şahsen Türkiye'nin izlediği uzun vadeli politikayı beğenmiyorum zira Ankara kişilere endeksli bir politika izliyor. Bu yanlış tutumun değişmesi lazım. Çünkü nerede çıkar ilişkisi varsa, orada fitne fesat var demektir. Şeffaf olmadıktan sonra iyi bir gelişme olmaz. Şeffaflıktan korkmamak lazım. Azınlık sorunlarında her şey dikkatli bir şekilde takip edilir. Bu böyle gitmez" dedi.
Tayin edilmiş insanlarla siyaset yapılmamalı
Makedonya'daki Müslümanlara ekonomik ve siyasi destek konusunda da Türk hükümetinin tutumuna yönelik eleştirilerini sürdüren Maksud Ali "ekonomik yardım genel olarak değil de yine belirli kişilere yapılıyor. Onlar güçlendiriliyor. Öte yandan siyasi açıdan Türkiye'nin desteğine gerek yok. Zira biz iyi siyaset yapmayı ve bunu kendi kendimize başarmayı öğrenmeliyiz. Tayin edilmiş insanlarla değil, halktan destek alarak siyaset yapacak insanlara ihtiyacımız var. Demokrasiyi kullanmamız gerekiyor. Boş vaatleri değil, gerçekleri konuşmalıyız. Korkmamalıyız. Bu cesaret maalesef Makedonya'da yaşayan Türklerde yok. Arnavutlar ise bu konuda bizden iyiler" şeklinde konuştu.
Gerek kongredeki sunumu gerekse gazetemize yaptığı özel açıklamada oldukça dolu olduğu anlaşılan Makedonya Maliye eski Bakanı Ali, Türkiye'nin Balkan politikasında daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi. Ali, "Türkiye, beş senede yapmayı düşündüğü planı on seneye yaymalı ve daha ince eleyip sık dokumalı. Ortam bu kadar hızlı bir değişimi kabul etmez. Yeni nesli iyi yetiştirmenin yolları aranmalı" ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Makedonya ilişkilerinin iyi olduğunu ancak daha iyi olması gerektiğini vurgulayan Maksud Ali, Makedonya'da yaşayan Arnavutlarla-Türklerin arasında da yansıtıldığı biçimde bir sorunun yaşanmadığının altını çizdi.
İki millet arasındaki ilişkinin hiçbir zaman kötü olmadığını ve olamayacağını kaydeden Makedonya eski Bakan Yardımcısı Ali "Ama arada sırada bazı unsurlar demokrasiyi suistimal edebiliyor, hatta çatışmaya götürebiliyorlar. Sıkıntı olmaması gerekiyor zaten. Bazı yerlerde niye Arnavutça eğitim, niye Türkçe eğitim tartışması oluyor. İnsanlar birbirini anlamayınca dil konusunda bir sıkıntı yaşanıyor. Ben de Arnavutçayı bilmiyorum ama bunu sıkıntı yapmıyorum. İhtiyacı olan öğrenmeli" diye konuştu.
Allah kimseyi azınlık durumuna düşürmesin
Maksud Ali, Makedonya'da yaşayan Türklerin problemleri konusunda ise, "Türklerin azınlık kaldığı yerlerde sıkıntılar var. Allah kimseyi azınlık durumuna düşürmesin. Ben bütün camilerde Türk imamların olduğu yerlerde büyüdüm. Şimdi böyle değil. İnsanlarımız iyi eğitilmedi ve bu yüzden şimdi bu acıyı çekiyoruz. Müslümanlar olarak önce sorunlarımızı kendi içimizde çözmemiz gerekiyor. İki devlet arasında inanıyorum ki demokrasi gereği bazı sorunlar hallolacaktır. Öte yandan birlik ve beraberlik konusunda sıkıntılarımız var. Çeşitli cemaatlere bölündükten sonra birlik bozulmuştur. Cuma namazında bile insanlar arasında çekişme yaşandı. Şimdi böyle karışık bir yapıda zor ilerlenir... Makedonya'nın yüzde altmışı Ortodoks. Geçmişe dayalı güçlü bir devlet terbiyesi, nizamı var. Artık diyanet işleri de tekellerinde. Kadınlarla ilgili büyük sıkıntımız var. Bazı bölgelerde kadın öğretmen konusunda büyük eksiklik yaşanıyor. Bu sorun devam edecek gibi görünüyor çünkü karışık bir ortamda kadınların hizmet vermesi zorlaşıyor. Tabi Müslümanların çoğunluğu oluşturduğu bölgelerde bu sorun daha kolay halledilir. Ama azınlık olunan yerlerde sıkıntı büyük" dedi.
Makedonya Müslümanlarının sorunları çok
Makedonya Müslümanlarının sorunları konusundaki sorumuza, "Makedonya Cumhuriyeti İslâm Birliği'nin (Diyanet İşleri Başkanlığı) artık eski gücü, eski otoritesi kalmadı. Gereken hizmeti istendiği gibi veremiyor" şeklinde cevap veren Maksud Ali sözlerini şöyle sürdürdü: Devlet ve yasalar otoriteye izin vermiyor. Cami tamir ve onarımları yasaya bağlı. Parası olan istediği gibi yapamıyor. Bir kuruma bağlı olarak belirli kanunlar çerçevesinde yapılabiliyor. Camilerimiz, türbelerimiz, tekkelerimiz istediğimiz gibi onarılamıyor. Osmanlı'dan kalan eserler eskiden parası olanlar tarafından tamir edilebiliyordu. Şimdi bu yapılamıyor. Eğitim sistemimizde de sıkıntı var. Medreseler de o eski düzen ve kadroyla oluşturulamıyor. Örneğin başarısız öğrenciler ilahiyata gitsin mantığı var. Bu çok yanlış. İlahiyat fakültesi açıldı. Burayı bitiren öğrenciler imam olmayı tercih etmiyorlar. Çünkü imamın ücretini cemaat veriyor. Çok cüzi miktardaki maaşla kim ailesini geçindirebilir. Devlet maaş vermiyor. İmamların da eskisi gibi bir otoritesi kalmadı. Önceden cemaat bir sorunu olduğu zaman imama şikâyet ederdi. Bu kültür ortadan kalktı. Makedonya'daki Müslümanlara güçlü bir İslâm Birliği (Diyanet İşleri Başkanlığı) gerekiyor. Bunu başaramadık bugüne kadar. Var olan vakıf malları iade edildi. Gerekli kaynak artık oluşturuldu. Her şey cemaate kalmadı.
Makedonların Türk ve Arnavutlar ile ilişkilerine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede de Maksud Ali, "Bölgeye göre değişiklik gösteriyor bu. En büyük sıkıntı Müslümanların azınlık olduğu bölgelere yaşandı hep. Azınlık olmak kötü bir şey" dedi.
Balkanlar'da Osmanlı eserleri yok ediliyor
Makedonya Maliye eski Bakan Yardımcısı Maksud Ali, 4. Uluslararası Balkan Kongresi'ndeki "Avrupa Birliği Sürecinde Balkanlar'da Kültürel Mirasın Korunması ve Kültürel Haklar" konulu oturumda yaptığı sunumda ve de birçok platformda çok önemli noktalara dikkat çekerek, özetle şunları dile getirdi:
Makedonya'da Osmanlı mimarı eserlerinden cami, medrese, mektep, tekke, imaret, han, hamam, türbe, saat kule, köprü, kale, çeşme mevcuttur. Bu eserlerden büyük bir çoğunluğu Üsküp, Manastır, Kalkandelen, Ohri'de bulunmaktadır. Osmanlı döneminden Makedonya Cumhuriyeti'nde binden fazla mimari eserin miras kaldığını ancak savaş dönemlerinde kasıtlı yok edilmeye çalışıldığını hâlâ hayatta olan şahitlerimizden biliriz. Bazı çatışma dönemlerini de bizler çok iyi hatırlıyoruz, eserleri yok etme girişimleri az değildi. Balkanlarda bazı ülkelerdeki Osmanlı eserlerin sayısı o ülkenin kendi eserlerinden daha çoktu. Makedonya bunun tipik bir örneği ve ne yazık ki Osmanlı eserlerinin en fazla tahrip edildiği ülkeler arasında yer alma yolundadır. Tahrip edilerek yok etmek veya ihmal edilerek yok olmalarına seyirci kalmak bence aynıdır. Aslında bütün bu mimari eserler Makedonya'nın zenginliğidir ve aynıların özelliği burada yaşayan insanlarına hizmet etmektir. Hangi köprü, saat kule, çeşme, hamam, han gibi Osmanlı eserinde dini sembole rastlayabiliriz? Demek ki amaç bu yapılardan herkesin faydalanması ve hiç kimsenin incitilmemesidir...
Üsküp şehri içinde 130 cami varken bügün kaçı ibadete açık? Camiler ne oldu acaba? 8 imaret olduğu halde bunlar nerede? 10 handan kaçı kaldı, nasıl ve kimler tarafından kullanılıyor ve neler için kullanılmak isteniyor? 12 hamamın kaderi ne oldu? Taş Köprüsü'nün hali ortada. Saat kulesine dokunamadılar çünkü birilerin gücü yetmedi. Ama Manastır ve Pirlepe'de haçlar takıldı. Saat kuleleri yaptıranlar dini sembol takmayı bilmez miydi? Saati bilmek herkesin ihtiyacı olabilir o sebepten dini sembollere rastlanmaz. Çeşmelere de dokunmadan rahat durmadılar. Örneğin Manastır Resne güzergahında sağ tarafta Türk çeşmesine ("turska çeşma" denilen) bile haç taktılar, ben her geçtiğimde durup su içiyorum. Kendi kendime gülüyorum çeşmeleri de rahat bırakmadılar diye. Üsküp Türk Çarşısı'nın hali, durumu ve şeklinin değiştirilmesini uzmanlara bırakalım. Makedon asıllı uzmanlar Osmanlı eserlerin tahribatına her zaman sessiz kaldılar diye diyemeyiz. Bazı çıkışları olmuştur ama sözlerini geçirecek dinletecek taraf bulamamışlardır. Susmanın hiçbir anlamı yok. Çünkü bütün bu eserler herkese ait. Herkesin kullanması için yapılmış. Devletin zenginliği olarak her daim burada kalacak olan eserler, anayasa gereği Makedonya multikültür, multietnik yapısını yansıtmıyor muydu? Bugüne kadar hep devletten, hep Makedon asıllılardan şikayette bulunduk. Osmanlı döneminden kalma mimarı eserleri yok etme girişimlerinde hep onları suçlu bulduk. Bu gelenek bozulursa suç ortakları ortaya çıkar. Ben buna inanmak istemiyorum. Herkes yanlış edebilir, kurumlar dahil. Yanlışlar düzeltilebilir. Öngördükleri enstitü için başka mekan bulunabilir ve önümüzdeki dönemde hep beraber vatandaşlar olarak tarihi-kültür eserlerimize sahip çıkabiliriz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Hüseyin Altınalan / Türkiye
Etiketler:




