Ucuz iş gücünü yaygınlaştırmak için son yıllarda taşeronlaşma başta kamu olmak üzere özel sektörde giderek yaygınlaşması, Türkiye'de çalışan ama emeği ile geçinemeyen büyük bir yapı oluşturdu.
Türkiye'de yoksulluk algısı giderek derinleşiyor. İşsizlik ve gelir seviyesindeki çarpıklık toplumun büyük bir kesimini giderek yoksullaştırıyor. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine bir türlü geçilememesi işsizliği körüklerken, çalışma mevzuatındaki çarpıklıklar da iş gücünü ucuzlatıyor. Türkiye'de emeği ucuzlatan bu yapıda işsizler iş bulamıyor, çalışanlar da emeklerinin karşılığını alamıyor.
Bu yapının en acı örneğini taşeron işçileri oluşturuyor. Türkiye işgücü göstergelerine göre 22 milyon 461 bin çalışan bulunuyor. Bu çalışanların yaklaşık yüzde 61'ini yani 13,8 milyonunu ücretli ve yevmiyeli çalışanlar oluşturuyor. Taşeron işçileri de bu çalışanların içinde önemli bir yeri tutuyor. Ucuz iş gücünü yaygınlaştırmak için son yıllarda taşeronlaşma başta kamu olmak üzere özel sektörde giderek yaygınlaşması, Türkiye'de çalışan ama emeği ile geçinemeyen büyük bir yapı oluşturdu. Son çıkarılan Torba Kanunu ile taşeronlaşmanın önü tamamen açılırken hükümet çalışma mevzuatında yaptığı değişikliklerle de buradaki emek sömürüsüne destek veriyor.
Belediyelerde, hastanelerde, okullarda ve bakanlıklarda özellikle temizlik ve güvenlik işlerinin neredeyse tamamı taşeron firmaları aracılığıyla yapılıyor. Taşeron firmalarında 500 bine yakın bir çalışanın olduğu tahmin ediliyor. Bu çalışanlar, asgari ücret veya biraz üstünde ücret alırken kıdem tazminatları, izin hakları ve iş güvenceleri kesinlikle bulunmuyor. Türkiye'nin neresinde olursa olsun, belediyenin temizlik işlerini almış bir taşeron firmasında çalışan işçi ortalama olarak 600 lira ile 750 lira arasında bir ücretle sabah 06.00, akşam 18.00 olmak üzere günde 12 saat çalışıyorlar. Firma tarafından yemek parası da verilmediği için yemeklerini de kendi ceplerinden yiyorlar. Aldıkları ücretin yarısını zaten yemek ve yol ücreti olarak harcayan bu çalışanlar geriye kalan rakamla da ailelerinin bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.
Kıdem tazminatını hak edemiyorlar
Ücret politikasındaki bu sefaletin yanında taşeron firmaları her yıl işe giriş çıkış yaptıkları için çalışanlar, kaç yıl çalışırlarsa çalışsınlar hiçbir şekilde kıdem tazminatı da hak edemiyorlar. Haftalık izinleri de kesinlikle bulunmuyor. Bazı firmalar çalışanlarına iki hafta da bir gün izin kullanmalarına müsaade ediyor. Bu tablo, aileleri ile birlikte düşünüldüğünde toplumda önemli bir kesimi oluşturan taşeron işçilerinin açlık sınırının da altında bir yaşam sürdüğünü gözler önüne seriyor. TÜİK'in yoksulluk raporuna göre Türkiye'de kişi başı günlük harcaması, satınalma paritesine göre 1 doların altında kalan fert bulunmuyor. Yine aynı rapora göre Türkiye'de fertlerin yaklaşık yüzde 0.48'i yani 339 bin kişi sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının altında yaşam sürüyor. Taşeron işçilerinin aldıkları ücretler aileleri ile birlikte düşünüldüğünde TÜİK'in yoksulluk göstergesinde en dip nokta olan 1 dolar seviyesinin biraz üstünde gözüküyor. Ancak sadece gıda harcamalarını içeren açlık sınırının ise en dibinde yaşıyorlar.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Sadettin İnan / Türkiye
Etiketler:



