Dünyada ve Türkiye'de koşullar değiştiği için bu alan artık asker aleyhine daralıyor. Bu daralma, geniş iktidar alanına sahip askerler için büyük bir bunalım yaratıyor.
Tabii asker-bürokrat-yargı iktidarından nemalanan kesimleri de üzüntüye sevk ediyor. Bunun üzerine devreye 'sivil diktatörlük', 'sivil darbe' gibi teoriler sokuluyor. AK Parti'nin demokratikleşme noktasındaki eksiklerinin ve hatalarının eleştirilmesine odaklanmak yerine, askeri alanı sivil alan alehine genişletme çabalarına ağırlık veriliyor. 'Biz de askeri vesayete karşıyız' söylemlerine bakmayın... Bu cephenin açık sözlü olanları, açıkça 27 Mayıs'ı da, 28 Şubat'ı da savunuyorlar. 12 Eylül'ü savunanlar da bunların arasından çıkıyor... 50 senedir, hep 'bunlar o kadar kötü ki, asker gelsin daha iyi' dedirten bir kültürün esiri olduk. Bugüne kadar, gerçekleştirilen en şiddetli linçler, en haksız baskılar, en ağır işkenceler, idamlar, ya askeri rejimlerde, ya da bu rejimi sürdürmek isteyen 'askeri vesayet dönemleri'nde oldu. Siyasi literatürde militarizm ve linç kavramlarının birbirlerini tamamlayan kavramlar olarak anılması da tesadüf olmasa gerek...
(ORAL ÇALIŞLAR / RADİKAL)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



