Tüm 'kirli çamaşırlar' bir bir ortaya dökülüyorlar. 'Gerçeklerin kötü bir huyu vardır, bir gün mutlaka ortaya çıkarlar' hesabı...
Ergun Babahan, bütün bunları 28 Şubat'tan 12 yıl sonra niçin anlattığını da şöyle açıklıyor: "Kendi içinde yaşadığın bir utancı saklayarak yok edemiyorsun. Gerçeği herkes biliyor zaten. Ne yaşadığını, ne yaptığını anlatman lazım ki, insanlar bir daha böyle şeyler yapmasınlar." Ergun, iyi ki anlattı bunları. 'Herkes' gibi ben de 'gerçeği' biliyorum zaten ama 'kendi içinde utanç yaşaması gereken' insanlar aranıyor şimdi. Ankara bürosundan kim, kimden aldı o 'düzmece belge'yi? Kim kime, kimin tarafından benim vurulabileceğim bilgisini iletti? Bunları bilmeye ihtiyacımız var ki, böyle şeyler bir daha yaşanmasın...
Şimdi yapılması gereken, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinin ciddi bir temizlikten geçirilmesi. Oysa bakıyoruz, Genelkurmay Başkanı, tıpkı 12 yıl önceki 'iyi çocuklar' gibi, Üçüncü Ordu Komutanı'na kefil oluyor. 'İyi çocuktur' demeye getiriyor. Oysa Üçüncü Ordu Komutanı, mahkemece kabul edilen bir iddianamenin bir numaralı sanığı ve hakkında beş ila 10 yıl hapis cezası isteniyor. 'Suçlu' denilemez ama ağır cezada yargılanan bir sanık konumunda. Genelkurmay Başkanı, öyle bir sanığa arka çıkmakla hiçbir şey yapmıyorsa bile 'Açılan ve yürüyen bir dava hakkında açıklama yapmak ağır suç kapsamına girer' şeklindeki Anayasa'nın 288. Maddesi'ni ihlal etmiş olmuyor mu?


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: CENGİZ ÇANDAR / RADİKAL / Türkiye
Etiketler:



