CHP Milletvekili Şafak Pavey'in özel durumu nedeniyle parlamentoda kadın milletvekillerinin pantolan giyebilmesinin önünü açan yasa tasarısı Anayasa Komisyonu'nun gündemine gelmişti. Bu önergeye mecliste başörtüsü özgürlüğünün de eklenmesinin sorunun çözüme kavuşacağı biliniyor ancak siyasi partiler bunun için bir girişimde bulunmuyordu. Beklenen adım Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder'den geldi.
BDP'nin verdiği önergenin ardından TBMM Anayasa Komisyonu'nun Ak Partili Başkanı Burhan Kuzu, söz konusu önergeyi geri çekti. Kuzu açıklamasında, bu konunun anayasa değişikliğiyle daha geniş kapsamda görüşülebileceğini söyledi.
Ak Parti'nin bu önergeyi geri çekmesine sert tepkiler geldi. Başörtüsü ve kravat özgürlüğü önergesinin sahibi Sırrı Süreyya Önder, BDP'nin bu hamlesiyle Ak Parti'yi zor durumda bıraktığı ve rol kaptıkları eleştirisine şu şekilde yanıt verdi: "Seçim öncesi hiç yoksa 10 demecim var. En büyük ızdırabım başörtülü adayımız olmaması demişim. Başörtülü kadın aday kampanyasını desteklemişim. Ortada büyük bir mağduriyet var. . Madem niyetimiz sorgulanıyor hodri meydan diyorum. Biz ismimizi geri çekelim Ak Partili vekiller hangisi istiyorsa bu önerge onun adıyla çıksın."
İsrail meclisinde kippa takılabiliyor
2. önerimiz de kravat önerisiydi. 21. yüzyılda insanların nasıl giyinecekleri, nasıl yaşayacakları, bıyığının şekli, saçının renginin ne olacağına yönetmelikler karar vermemeli. Kravatı da isteyen takmalı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bir sömürge meclisi değildir. Kaldı ki sömürge meclislerinde dahi böyle bir yasak yoktu. Pakistan, Hindistan parlamentolarında vekiller geleneksel kıyafetleriyle meclis görüşmelerine katılabiliyorlar. İsrail parlamentosunda, İsrail Başbakan'ı kravatsız bir şekilde Yahudi takkesi kippaya gelip konuşmasını yapabiliyor. Biz imparatorluk bakiyesi, Müslüman bir millet olarak kendi giysilerimizle de meclisimizde temsil edilebilmeliyiz.
"Sebep ne olursa olsun özgürlükler ötelenemez"
İHH Yönetim Kurulu Üyesi Av. Gülden Sönmez konuyla ilgili şunları kaydetti: "Öncelikle başörtülü kadınların seçilme hakkı ve dolaylı olarak seçme hakkı önündeki engeller kim tarafından yapılırsa yapılsın açık bir insan hakları ihlalidir. Ayrımcılıktır. Seçilen milletvekillerinin başörtülü olarak TBMM'de görev yapmalarının önünde ise içtüzük açısından baktığınızda hukuki bir engel yoktur. Başörtüsü ile ilgili hizmet alan veya veren her durum için özgürlük getirilmek zorundadır. İnancının gereğinin dışında yaşa demek her insan için zulümdür. Kişi nasıl inanıyorsa öyle davranması ve çalışması hayatın her alanında bu şekilde var olması o kişi kadar muhatap olduğu toplum için de vazgeçilmez bir hak olmalıdır. Bu alandaki fiili veya mevzuata dayalı engel ve kısıtlamaların ivedilikle bütün alanlardan kaldırılması gerekir. Son tartışmada da içtüzük görüşmesi sırasında konu başörtüsü olunca diğer partilerin ortaya koyduğu tavır kabul edilebilir değil. Temel hak ve özgürlükler zaman, mekân ve sebep ne olursa olsun ötelenemez, ertelenemez. Halkın inancına, kimliğine ait değerlerin savunucusu olmak zorunda olanlar, seçim meydanlarında bunun garantörlüğüne talip olanlar uygulayıcı ve yetkili olduklarında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. Yasama ve yürütme halen yasak olan tüm alanlarda bu yetki ve sorumluluğu taşımaktadır. Unutmamak gerekir ki ilgili ve yetkili olan tüm kurumların varlığı insanın insanca yaşamı, mutluluğu ve refahı içindir" dedi.
"MHP'den Meclis'te başörtüsüne destek geldi"
MHP Genel Başkan Yardımcısı Reşat Doğru Meclis Genel Kurulu'na başörtüsü ile girilmesine ilişkin düzenlemeyi destekleyeceklerini söyledi.
Doğru, Meclis'te Genel Başkan Yardımcısı Ruhsar Demirel ve Mersin Milletvekili Ali Öz ile sağlık sistemine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında Meclis Genel Kurulu'na başörtüsü ile girilmesine ilişkin bir soruya Doğru, "MHP olarak bu konuya destek veriyoruz. Bir düzenleme yapılacak olursa yanında yer alırız." cevabını verdi.
"Hükümet bunun ekmeğini yemek istiyor"
Bu kavramı hiç sevmediğini belirtse de hükümetin bundan daha çok ekmek yemek istediğini düşündüğünü aktaran Önder, "Büyük bir tantanayla jübile yapacak. Şekilde göründüğü gibi sadece bir değişiklik önergesiyle çözülebilir. Bunun için devrim yapmaya gerek yok. İki cümlelik bir tüzük değişikliği önergesiyle milletin en ulvi bir araya geliş makamında bu ayıp ortadan kaldırılabilir. Erkekler için de kravat gibi saçma sapan bir meseleyi de bu vesileyle ortadan kaldırmak istiyoruz. Ortalığı ayağa kaldırmaya tasarıyı geri çekmeye ne gerek var" dedi. BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise Milli Gazete'ye şu değerlendirmede bulundu: Başörtüsü meselesi 9 yıldır sürüncemede bırakıldı. Çok tabii bir insan hakkını 9 yıldır çekmecede bekletiyorlar. Biz destek verelim ve bu sorunu çözelim dedik. Kadınlarının yüzde 70'i başörtülü olan bir ülkenin çok doğal olarak başörtülü milletvekilleri de olabilmeli. Bu en başta halkın iradesine hakarettir.
"İç tüzük engel değil ama..."
Ak Parti'nin bu hamlesine parti içinden de tepkiler gelmeye başladı. Partinin kurucularından Fatma Ünsal Bostan, BDP'nin önergesini anlamlı bulduğunu ifade ederek, "Önergeyi veren Sırrı Süreyya Önder'i ve diğer BDP'lileri tebrik ediyorum" dedi. Mevcut iç tüzüğün başörtüsüne engel olmadığını ancak kamuoyunda böyle bir algının oluştuğuna dikkat çeken Bostan, "Bu önergeyle sorun çözülebilirdi. Keşke benim partim bu önergeyi verseydi. Sadece başörtülü seçmenlerine bir vefa göstermesi bakımından da böyle düşünülebilir. Ak Parti'nin bu konuda bir açılım göstermesi gerekirdi" dedi.
"Konsensüs çığırtkanlıklarını dize getirecek çıkış"
BDP'nİn söz konusu önergeyle alkışlanacak bir çıkış yaptığını söyleyen Yazar Esra Elönü konuyla ilgili Haber7 sitesinde yazdığı yazıda şu ifadeleri kullandı: BDP'yi ister oportünist giyotine kafa taşıyan fırsat siyasetçiliğiyle suçla, ister rol arsızı çalakalem zihniyetle özdeşleştir bu çıkış alkışlanacak bir çıkıştır. Fırsat kampanyasından ucuza özgürlük alan mağdur figüranlığa soyunmak istemem lakin bu çıkış üşenerek sayfa karıştıran konsensüs diye çığırtkanlık yapan adamları ve mutabakat dilendikleri partileri dize getirmek için yeterli bir çıkıştır.
"Bir fırsattı"
ÖZGÜR-DER Yönetim Kurulu Üyesi ve Eski Başkanı Hülya Şekerci konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Başörtüsünün meclis de yasak olduğuna dair hiçbir kural yok. Bu yasak 28 Şubat kalıntısından başka bir şey değil. Bence bu sorun derhal çözülsün ve tarihte bir utanç vesilesi olarak kalsın. Hükümetin de BDP'nin verdiği bu önergeyi bir fırsat olarak görüp bu sorunu hemen çözüme kavuşturması gerekir."dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Mustafa kılınç -İstanbul / Türkiye
Etiketler:



