"Sanders'ın anlattıkları, İslam'ın bütün insanları nasıl kucakladığını bizlere gösteren bir ihtida öyküsü. Uyuşturucu, alkol ve diğer haramların içinden sıyrılmayı başarmış. Kalp aynasının insana veriliş sebebinin Allah'ın esmasını yansıtmak olduğunun farkına bir Hindu bilgenin yanında varmış. Allah'ın hidayet vesileleri bizi şaşırtırken bir çok insanı da İslam'a doğru sürüklüyor işte..."
İslamiyet'i seçmeden önceki yaşam tarzınız nasıldı?
60'lı yıllarda Avrupa'da Rock and Roll patlaması yaşanıyordu. Ben de profesyonelliğe ünlü Rock and Roll yıldızlarının resimlerini çekerek başlamıştım. Hıristiyan'dım ve bu işin içine tam olarak girene kadar da dini bir arayışım yoktu.
Bu tarihlerde çalışmalarınız The Times'da yayınlanmış. Mesleğinizin zirvesindeyken sizi arayışa sürükleyen neydi?
Müzik yıldızlarının şöhretli hayatlarının fotoğraflarını çekmek beni artık boşluğa sürüklüyordu. Manevi olarak beni tatmin etmiyordu. Ruhen yorulmuştum ve manevi bir arayışa girdim. Hindistan'a gitmeye karar verdim. Her şeyi geride bıraktım ve orada bana doğru yolu göstermesi için bir bilgenin yanında kaldım. Manevi arayışımı, bu Hindu bilgenin yardımlarıyla doldurmaya çalışacaktım. Bu esnada İslam'ı, Hinduizmi ve Budizmi araştırdım. Altı ay burada kaldıktan sonra İngiltere'ye geri döndüm.
Peki, sorularınızın cevabını bulmuş muydunuz?
Aslında bilgenin yanında kaldığım süre zarfında öğretilerinin İslam ile çok benzer yönlerini olduğunu fark ettim, bu din hakkında çok fazla bir şey bilmememe rağmen. Sanki bütün araştırdığım dinler hakkında yeni bilgiler öğrendikçe İslam'da bunların hepsinin var olduğunu gördüm. İslam, bütün dinleri kapsayan, hepsinden yüce bir dindi. Londra'ya döndüğümde bazı arkadaşlarımın Müslüman olduğunu öğrendim. Öte yanda da uyuşturucu ve alkol kullanan arkadaşlarım da vardı. İki arada kalmıştım ve sanki Tanrı bana şöyle diyordu; İşte önünde iki yol, hangisini seçeceksin?
Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?
Bazen gördüğüm rüyalar beni etkilese de çok üzerinde durmuyordum. Bazı Müslüman ülkeleri gezdim, bunların arasında Mısır, Türkiye gibi ülkeler de vardı. Mantık olarak çok fazla bir şey bilmeme rağmen Müslüman olmaya karar verdim. Çünkü normalde bir fotoğrafçı, işini yaparken ışığının yeterli ve doğru yönde olup olmamasına dikkat eder. Ancak artık ben hem işimi yaparken hem normal hayatımda manevi ışığımın da peşinden koşturuyordum. İnsanı huzura taşıyan şeyin ne olduğunu İslam ile birlikte öğrendim.
İslam'da kanaatkâr olmak öğretiliyordu, Peygamber Muhammed (sav) zamanında birçok Müslüman'ın fakir ama bu dine teslim olmakla müthiş bir mükâfat kazandıklarını öğrenmiştim. Bu mükâfat ise cennetti. İslam'da şöhret yoktu, bütün insanlar eşitti. Birçok ünlü ile çalışmama rağmen hiçbirinin gözlerinde bir Müslüman'ın mutluluğu yoktu.
Müslüman olduğunuz anda neler hissettiniz?
Müthiş bir hafiflik, bir ve tek olan Allah'a teslim olmanın inanılmaz hafifliğini hissettim. Sanki dünyanın en temiz insanı bendim.
Hacca gitmenizden söz edelim, bu nasıl oldu?
Hacca gidecek kadar param yoktu aslında ama gitmek istiyordum. O zamanlar benimle ilgilenen hocam da bu isteğimi biliyordu, başvurumu yaptım. Değişik bir şekilde duam kabul oldu ve gidiş biletimi aldım. Kâbe'ye vardığımda, ben yoldayken hocamın öldüğü haberini aldım. Bu beni üzmüştü, ama gördüğüm rüyalar ve başıma gelen çok da sıradan olmayan olaylar doğru yolda olduğumdan beni emin kılıyordu.
Müslüman olduktan sonraki hayatınızda, işinizle ilgili nasıl bir değişim yaşadınız?
Hacca gittiğimde orada Kâbe'nin resmini çekmeye izin verilmiyordu, gerçekten bunun için izin almak zor oldu ve bana hiç tanımadığım insanlar yardım etti ve Kâbe'nin resimlerini çektim. Aslında tam da bu esnada fark ettim bendeki maddi ve manevi değişikliği.
Önceden gözlerinde maddiyatın verdiği haz olan insanların resimlerini çekerken şimdi ise Allah'ın evinin resimlerini çekiyordum, benim içimdeki değişim ise bundan da fazlaydı.. Yani hayatım objektifimin yakaladıklarından daha fazla değişmişti.
Peter Sanders
Peter Sanders, 1946 yılında Londra'da doğdu. Profesyonel kariyerine 60'lı yılların ortasında ünlülerin fotoğraflarını çekerek başladı. The Doors, The Rolling Stones gibi ünlü müzik gruplarının fotoğraflarını çekerek, The Times gibi ünlü dergilerde resimleri yayınlanan Sanders, kariyerinde zirveye doğru ilerlerken kendisini manevi bir boşlukta bulup, arayışa geçti. İslam ülkelerini ziyaretinden sonra İngiltere'ye döndüğünde Abdel Adheem adını alarak Müslüman oldu. Sanders'a göre inancı ve fotoğrafçılık mesleği onun manevi gelişiminde büyük rol oynadı. Daha önce ünlü yıldızların resimlerini çekerken şimdi ise Kâbe gibi en kutsal mekânların resimlerini çekiyordu. Hayatı, objektifinin yakaladıklarından daha da değişmişti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Söyleşi: CEMAL NKRUMAH - Tercüme: Nurgül Bahar / Türkiye
Etiketler:



