Dışişleri Bakanlığı eski 1.Hukuk Müşaviri ve Büyükelçi Hüseyin Pazarcı, Rumların, Doğu Akdeniz'de sondaj faaliyetlerine başlaması halinde Türkiye ile KKTC arasında bir Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması'nın yapılacağı kararını değerlendirdi.
Prof. Dr. Hüseyin Pazarcı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölge ilan etmesinin bölgeyi çok sıcak hale getirdiğini ve İsrail'le anlaşma yapmasının olaya "çok vahim" boyutlar kazandırdığını belirterek, Türkiye'nin bazı şeyleri kabul etmeyeceğini göstermesi gerekiyordu" dedi. Buna karşın Pazarcı, KKTC'nin öyle bir yetkiyi kullanması halinde, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni haklı çıkarılabileceğinden endişe duyduğunu da dile getirerek, anlaşmanın içine konacak bir takım açıklamalarla ve hükümlerle böyle bir kaygıyı giderebilecek unsurların da anlaşmaya eklenebileceğine işaret etti.
Dışişleri Bakanlığı eski 1.Hukuk Müşaviri ve Büyükelçi Hüseyin Pazarcı, Rumların, Doğu Akdeniz'de sondaj faaliyetlerine başlaması halinde Türkiye ile KKTC arasında bir Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması'nın yapılacağı kararını ANKA'ya değerlendirdi. Pazarcı, "Doğu Akdeniz'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin münhasır ekonomik bölgeyi ilan edip ondan sonra ruhsatlar vermeye kalkması bölgeyi çok sıcak hale getirdi ve bu konuda Mısırla 2003'de bir anlaşma yapması ardından Lübnan'la imzalaması, henüz onaylamadı ama, bundan bir ay kadar önce İsrail'le böyle bir anlaşma yapması olaya çok vahim boyutlar kazandırmaya başladı" dedi.
Yunanistan'ın da devreye girmesiyle sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve kendisinin bölgede hak sahibi olduğunu iddia ettiğine işaret eden Pazarcı, "Bütün bunlarla birlikte Türkiye'nin artık kendi haklarını korumayı ele alması ve belirli bir yola girmesi ve bazı şeyleri kabul etmeyeceğini göstermesi gerekiyordu" değerlendirmesini yaptı.
Hüseyin Pazarcı, bu kararın normal olduğunu belirterek, "Ama işin içini görmek lazım. Doğru yapılıp yapılmadığını bu anlaşmanın sınırlandırma ölçütlerini gördükten sonra daha doğru bir değerlendirme yapılabilir" şeklinde konuştu. Türkiye'nin bu tepkisinin, bölgeyi kurtarmak yani Rum yönetimine ve Yunanistan'a bırakmamak olduğunu kaydeden Pazarcı, "Bu bölge Kıbrıs'ın batısının da Türkiye'ye ait olması gereken kısmı içerecek diye umut ediyorum, bekliyorum. Ama Türkiye ile KKTC arasında bir kıta sahanlığı anlaşması yapılması Kıbrıs adasının tüm yönlerini, yanlarını özellikle güney taraflarını kurtaramayacaktır. Böyle bir anlaşmanın konusunu oluşturması pek mümkün görünmüyor" dedi.
Türkiye'nin daha önce, Kıbrıs'ta iki taraf arasında müzakereler devam ettiği için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tek başına münhasır ekonomik bölge ilan edemeyeceği görüşünü taşıdığını anımsatan Pazarcı şöyle devam etti: "Kıbrıs'ta iki toplum, iki halk arasında görüşmeler yapılıyor. Dolayısıyla bunlar sonuçlanmadan, hangi bölgenin denizde o yeni kurulacak devletin hangi birimine geleceği konusu da karara bağlanamaz deniliyordu. Şimdi bunu, bundan sonra eğer KKTC ile bir anlaşma yapılırsa, nasıl iddia edecek Türkiye, onu göremiyorum." KKTC öyle bir yetkiyi kullanması halinde, sanki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi haklı çıkarılabileceğinden de endişesi taşıdığını da ifade eden Pazarcı, buna karşın, anlaşmanın başlangıç bölümü dâhil anlaşmanın içine konacak bir takım açıklamalarla ve hükümlerle böyle bir kaygıyı giderebilecek unsurların da eklenebileceğini belirtti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




