Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya yaptığı analizde; "Bu kadar karışık yapıdan gerilim yaratılarak yeni bir çıkış aransa da tutacak gibi görünmüyor. Çünkü yaratılan her gerilim, "Derin PKK'ya" mal ediliyor. Böyle bir anlayış içinde BDP'nin yaratacağı gerilimin bölgede nasıl okunacağı da görülüyor" sonucuna varıyor.
DTP'nin kapatılması üzerine toplu olarak Barış ve Demokrasi Partisi'ne geçen milletvekilleri son günlerde oldukça gergin. Gerginliğin nedeni, partilerinin kapatılması veya eski liderlerinin siyasi yasaklı hale gelmesi değil. Gerilimlerinin gerisinde kendilerini "kandırılmış" olarak görmeleri yatıyor. Bu vehme kapılmalarının nedeni de AK Parti'nin uyguladığı demokratik açılım politikası... BDP'deki inanış, "devletin zirvesinde yazılan oyunun çok iyi sahnelendiği ve AK Parti'nin sonuçta hem DTP'yi tükettiği hem de PKK'yı etkisizleştirdiği" noktasında... Nitekim bunu da açıkça dile getirmekten kaçınmıyorlar.
AK Parti'nin bir taraftan demokratik açılım sürecini başlatarak kendileriyle birlikte yola çıkma görüntüsünü verdiği, ardından DTP'nin kapatılması sürecine arka çıktığı görüşünü dile getiriyorlar. Bu arada PKK'yı da "Dağdan inmenize aracılık edeceğiz; daha fazla demokrasi, daha çok etnik hak getireceğiz" diyerek pasif duruma düşürdüğüne inanıyorlar. AK Parti'nin kaldığı yerden harekete geçeceğini bildirdiği demokratik açılım sürecine de bundan böyle destek vermemekte kararlı olduklarının altını çiziyorlar.
Yapmak istedikleri belli... Daha çok gerilim ve çok tartışma ile kaybettikleri zemini yakalamak... Özellikle de Meclis'te bundan sonra çok daha kavgalı, yumruklu görüntülerle karşılaşırsak şaşmamalıyız. Çünkü böyle bir yöntem izleyeceklerini her adımda kayda geçirmekten kaçınmıyorlar. Partinin en makul isimlerinin dahi bu yönde sözler söylemeye başlaması dikkat çekiyor.
BDP'de tam anlamıyla "köşeye sıkışmış kedi sendromu" yaşanıyor... Dolayısıyla tırmalamaya hazırlar ve önlerine geçip sakinleştirici rol oynayacak ağırlıklı bir isim de bulunmuyor. Çünkü siyasi yasaklı Ahmet Türk'ün milletvekilleri üzerindeki ikna yöntemiyle teskin edici tecrübesine, BDP Grup Başkanlığı'na gelen Muş Milletvekili Nuri Yaman sahip değil. Bazı milletvekillerinin siyasi tecrübesinin Yaman'dan çok daha eski olduğu da unutulmamalı... Ayrıca Türk'ün bütün ağırlığına rağmen o dönemde dahi partinin izleyeceği politik yolu herkesin bir yandan çekiştirdiği anımsanırsa, bu dönem BDP'nin durumunun çok daha zor olacağı da göz ardı edilmemeli...
Bütün bunlar BDP'nin dayandığı tabanda yeni bir çıkış trendi yakalamasına yeter mi? Yanıt vermek için DTP'nin kapatılmasına karşı örgütlü bir halk tepkisi yaratamadıklarını bizzat Türk'ün söylediğini anımsatmak yeterli. Örgütün etkisinin en yüksek hissedildiği ilçeler veya mahallelerde bile dikkatler başka tarafa dönmüş. Örgütün dağdan ineceği, Mahmur Kampı'nın boşalacağı, yeni bir dönemin başlayacağı algısına, ekonomik kriz nedeniyle batıdan yayılan işsizlik eklenince bölgede olaylara bakış değişmiş. Ayrıca gençler eylemde yer almaktan, esnaf da kepenk kapatmaktan usanmış. "Demokratik açılım yapacak, bize daha fazla haklar sağlayacaktı ama derin PKK ile derin devlet işbirliği yaptı, engelledi" algısı da kitlelere aşılanınca her şey tersine dönmüş. Abdullah Ocalan'ın son haftalarda yaptığı açıklamalarında, milletvekilleri ve belediye başkanlarına yönelik eleştiriler de bunun üzerine binince kafalar iyice karışmış.
Bu kadar karışık yapıdan gerilim yaratılarak yeni bir çıkış aransa da tutacak gibi görünmüyor. Çünkü yaratılan her gerilim, "Derin PKK'ya" mal ediliyor. Böyle bir anlayış içinde BDP'nin yaratacağı gerilimin bölgede nasıl okunacağı da görülüyor.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



