Erkan Sağlam (Kütahya-Destan Tv Genel Koordinatörü) Düzenlemeyle, 1952'den beri yayın yapan Polis Radyosu, Meteor FM ile üniversite radyolarının da kapanmasını tartışmaya açacak.
Çünkü siyasi partiler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, birlikler, dernekler, vakıflar, mahalli idareler ve bunlar tarafından kurulan veya bunların doğrudan veya dolaylı ortak oldukları şirketler ile sermaye piyasası kurumları ve bu aracı kurumlara doğrudan veya dolaylı ortak olan gerçek ve tüzel kişilere yayın lisansı verilemeyecek.
Bir gerçek veya tüzel kişi doğrudan veya dolaylı olarak en fazla dört karasal yayın lisansına sahip medya hizmet sağlayıcı kuruluşa ortak olabilecek. Ancak, bir gerçek veya tüzel kişinin doğrudan veya dolaylı hisse sahibi olduğu medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarının yıllık toplam ticari iletişim geliri, sektörün toplam ticari iletişim gelirinin yüzde 30'unu geçemeyecek.
Meclis'te kabul edilen RTÜK Kanunu ile ilgili son düzenleme; yayıncılık sektörü için çok ciddi sorunlar doğuracak. Özellikle yerel ve bölgesel televizyonlar, kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak.
Medyanın sorunlarını çözme ve sayısal yayına geçiş sürecini sağlama iddiasıyla gerçekleştirilen bu değişiklik, yerel televizyonları büyük sıkıntıya sokacak. Daha büyük mağduriyetlerin yaşanmasına yol açacak.
İhale, 2 yıl sonra yapılacak olmasına rağmen; kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bir ay sonra kanal ve frekans yıllık kullanım bedelinin tahsil edilmeye başlaması, yerel televizyonları çok ağır bir mali yükün altına sokacak.
Kanun yapıcılar, nasıl bir geçiş süreci öngörmedi, anlaşılır gibi değil. Zaten çok zor şartlar altında ayakta duran yerel medya, bu frekans bedelini nasıl ödeyecek?
Arkasında holding veya sermaye grubu olmayan, medya kuruluşları kısa sürede iflas edecek. Galiba yeni dönemde, parası olanın, güçlü olanın ayakta kalmasını istiyor.
Nurettin Bay (Konya-Kontv Genel Yayın Yönetmeni): RTÜK kendi ayağına kurşun sıkıyor
Yayıncıların ve sektörün sıkıntılarını çözmek amacıyla hazırlanan yeni RTÜK yasası ile birçok eksik tamamlanmış, bazı yenilikler getirilmiştir. 1994'de yürürlüğe giren 3984 sayılı RTÜK yasasından bugüne kadar sektörde özellikle teknik anlamda önemli gelişmeler olmuştur.
6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkındaki kanun süreç içerisinde kanunda yer alması gereken gelişmeleri yasal çerçeve içine almıştır. Ancak üzerinde konuşulan birçok konu; ya iddia edildiği gibi değildir, ya da zaten eski yasada da mevcuttur.
Bu konulardan biri, yeni kanunun 7. maddesinde yer alan olağanüstü dönemlerde yayınların Başbakan veya görevlendireceği bakan tarafından geçici olarak durdurulabileceği konusudur. CHP'nin haftalardır "sansür" olarak nitelendirdiği ve sanki kanuna yeni konulmuş gibi gösterdiği bu durum, eski kanunda da mevcuttur. Eski kanunun 25. maddesi bu konuyu düzenlemektedir ve yeni kanunun 7. maddesiyle aynıdır.
RTÜK üyelerinin, yenilik gibi gösterdikleri koruyucu semboller, ürün yerleştirme ve izleyici temsilciliği gibi kavramlar. Zaten hali hazırda uygulanmaktadır. Farklı olarak, bizatihi kanunun içine alınmıştır.
Yüzde 3 katkı payı
Yabancıların radyo ve televizyon kuruluşlarındaki hisse oranları, yeni kanunda yüzde 25'ten yüzde 50'ye çıkarılmıştır. Üzerinde çok konuşulan ve tartışılan bu konu, tamamen göstermeliktir. Yabancılar istediği zaman, bu oran yüzde 25 iken de (malum yollarla) formülünü bulup yayıncı kuruluşların tamamına sahip olmaktaydılar. Bundan sonra da olabileceklerdir. Konuyu kanunla sınırlamak, sorunu çözmemektedir. Kamuoyunun önünde tartışılan bu ve benzeri konuların dışında, sektörü ilgilendiren en önemli konu sayısal karasal yayına geçiştir ki, yapılan zorlaştırmalarla karasal yayını gerçekleştirmek mümkün olmayacaktır.
2 yıl sonra yapılacak olan ihalelerle, yayıncı kuruluşlar; televizyon kanal ve radyo frekanslarını belirli bir meblağ ödeyerek, 10 yıllığına satın alacaklardır. İhaleye girerek satın alınan, kanal ve frekanslar için, ayrıca RTÜK'e yıllık kullanım ücreti ödenecektir. Bunlarla birlikte, bir de RTÜK'e brüt gelir üzerinden yüzde 3 katkı payı ödenecektir.
Başbakan Yardımcısı ve Basından Sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç'ın ifadesiyle, bir koyundan üç post çıkarılmaya çalışılacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ekonomi modelinde brüt gelir üzerinden vergi veya benzeri bir katkı alınmamaktadır. Enflasyonun yüzde 7 civarında seyrettiği, kârlılık oranlarının yüksek rekabet koşullarında minimuma indiği günümüz dünyasında, brüt gelir üzerinde yüzde 3 katkı payı alınması, kabul edilebilecek bir şey değildir.
Buna ihale bedeli ve yıllık kullanım ücreti eklendiğinde, durum daha da vahim hale gelmektedir. Ayrıca yeni kanunla birlikte, yayıncı kuruluşlar sayısal karasal yayına geçmek için, ek olarak multipleks işletmecisine ve verici işletim şirketine de yüksek bedeller ödeyeceklerdir. Ve her yayın türü için, lisans bedelleri ödenecektir.
RTÜK'e büyük iş düşüyor
Bir taraftan bu kadar maliyetli hale getirilen bir yayın türü, diğer taraftan bu maliyetlerin çoğu olmayan uydu, internet, IP yayıncılığı. Yayıncı kuruluşların çoğunun bu maliyeti karşılayamayacağından dolayı, Karasal Sayısal'ı tercih etmeyeceğini düşünüyorum. Ayrıca vatandaşlar, Analog Karasal yayıncılık sona erdiğinde iki tercih arasında kalacaklardır. Bir tarafta 30-40 kanal izleyebilecekleri Karasal Sayısal yayıncılık, diğer yandan binlerce kanal izleyebilecekleri uydu veya internet yayıncılığı.
İzleyiciler de, sistem değiştirme maliyeti birbirinin aynı olan bu tercih noktasında, uydu veya internet yayıncılığını tercih edeceklerdir. İşin özeti, hazırlanan yeni kanunla karasal yayıncılık, farkına varılmadan sona erdirilmektedir.
Burada, RTÜK'e büyük iş düşmektedir. RTÜK, yeni dönemde Sayısal Karasal yayıncılığın tutmasını ve devam etmesini istiyorsa (hatta para kazanmak istiyorsa) hazırlayacağı yönetmeliklerle, yukarıda ifade edilen bedelleri minimumda tutmalıdır. Aksi halde, kendi ayağına kurşun sıkmış olacaktır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ebubekir Gülüm / Türkiye
Etiketler:



