Dün Muhsin'i aradım, o da durumdan şaşkın. "Yahu bu devlet Kürt kimliğimden dolayı hayatım boyunca bir aydın ve entelektüel olarak bana çektirmediğini bırakmadı, şimdi beni Kürtlere karşı korumaya çabalıyor" diyor.
Muhsin Kızılkaya'nın Kürtçeye katkıları büyüktür. Yalnızca kitapları değil, çevirileri, makaleleri bile bir Kürt aydını olarak Kürtler tarafından pamuklara sarılıp saklanması için yeter de artar bile. Muhsin Kızılkaya gibi barışçıl bir ismin bile görüşlerine konjonktürel nedenlerle tahammül edilemiyorsa vay haline Kürtlerin... Muhsin Kızılkaya'yı ben en çok sivil siyasete soyunan BDP'ye emanet etmek isterim. Eğer sivil siyaset yapan bir parti olarak fikrine katılmasanız da Kürt aydınlarını koruyamıyorsanız, bu yönde bir tavır alamıyorsanız tüm kamuoyu önünde inandırıcılığızı değil meşruiyetinizi de kaybetmişsiniz demektir. Muhsin Kızılkaya televizyonlara çıkıp derdini anlatmak da istemiyor. "Ne diyeyim ben Cüneyt, 'Beni öldürmek iyi bir şey değildir' mi diyeyim" diyor. O demese de ben söyleyeyim. Muhsin Kızılkaya, Mehmet Metiner, Şivan Perwer, Kemal Burkay gibi Kürt aydınlarını ölümle tehdit etmek iyi bir şey değildir. Hem de hiç iyi bir şey değildir. (CÜNEYT ÖZDEMİR / RADİKAL)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



