Yazar Fahrettin Gün, ''Mehmed Âkif 'inanç' ve 'isyan' şairidir'' diyerek, Ersoy'un şiiri kalbiyle yazdığını ve nazmının yalnız onun şahsına mahsus bir ''musiki aleti'' gibi olduğunu söyledi. Ersoy'un şiirlerinin de yerli olduğuna işaret eden Gün, memleketin mesut olacağına inanan adamın bu imanını sarsan felaketlerle karşılaştığı zaman içinde saklayamadığı isyanlar olduğunu kaydetti.
İstiklal Marşı şairi Mehmed Âkif Ersoy hakkında yazar Fahrettin Gün, ''Mehmed Âkif Ersoy, Türk şiiri ve düşüncesinin en önemli mihenk noktalarından birisidir. Ne var ki hakkında yapılan çalışmalar, onu yeterince anlatmaktan uzaktır'' dedi.
Gün, İstiklal Marşı'nın kabulünün 90. yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Mehmet Âkif'in on yılı aşan uzun bir ayrılıktan sonra 16 Haziran 1936'da Mısır'dan İstanbul'a döndüğünü belirterek, yurduna olan hicran ve hasretinin onu yakıp, kavurduğunu, Beyoğlu'nda Mısır Apartmanı'nın loş ve sakin bir odasında son günlerini geçirdiğini kaydetti.
Sevdiği bazı arkadaşlarının Ersoy'u ziyaret ettiğini ifade eden Gün, bu süreçte söz Milli Mücadele günlerinden açıldığında Ersoy'un İstiklal Marşı hakkındaki sözlerini şöyle aktardı:
''İstiklal Marşı... O günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir facia karşısında bunalan ruhların, ıztırablar içinde kurtuluş dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz... Onu kimse yazamaz... Onu ben de yazamam... Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur...''
Gün, Maarif Vekaleti'nin memleketin bütün şairlerini milli marşın yazılması için davet ettiğini ve bunun üzerine her taraftan 724 parça şiirin geldiğini ifade ederek, bazılarının seçilip, basıldığını ve bütün Meclis azalarına dağıtıldığını, ancak istenilen şiirin bulunamadığını aktardı.
Büyük Millet Meclisi'nin milletin hislerine, duygularına ve ıztıraplarına kimin tercüman olacağını, milletin marşının kim tarafından yazılabileceğini bildiğini anlatan Fahrettin Gün, Mehmed Âkif'in, marşı yazana para verileceği için marş müsabakasına katılmadığını hatırlattı. Müsabaka şartlarından azade kalmak şartıyla Mehmed Âkif'in Taceddin Dergahı'ndaki odasına kapandığını ve o günkü heyecandan ilham alarak marşı yazdığını söyledi.
Gün, ''17 Şubat 1921 Perşembe sabahı 'Kahraman Ordumuza' ithaf edilen bu muazzam şiir, Mehmet Âkif'in başmuharriri olduğu Sebilürreşad'ın baş sahifesinde ve 21 Şubat 1921 Pazartesi günü de Kastamonu'daki Açıksöz gazetesinde yayınlanmıştır'' diyerek, 1 Mart 1921 tarihinde Maarif Vekili Hamdullah Suphi'nin, Mehmed Âkif'in yazdığı ''İstiklal Marşı''nı Büyük Millet Meclisi kürsüsünden okuduğunu ve Ersoy'un mahcubiyetinden, başını kollarının arasına sokarak, sıranın üstüne kapandığını kaydetti.
Âkif'in şiirleri yerli
Gün, ''Mehmed Âkif 'inanç' ve 'isyan' şairidir'' diyerek, Ersoy'un şiiri kalbiyle yazdığını ve nazmının yalnız onun şahsına mahsus bir ''musiki aleti'' gibi olduğunu söyledi.
Ersoy'un şiirlerinin, yerli olduğuna işaret eden Gün, Türkçe'nin üstüne titrediğini, hicivlerinin de, memleketin mesut olacağına inanan adamın bu imanını sarsan felaketlerle karşılaştığı zaman içinde saklayamadığı isyanlar olduğunu kaydetti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



