İshak Koç

İshak Koç

21.03.2017 @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Fadime’nin Düğününde Halay Çekelim

Fadime düğünü köyde mi yapar, boğaza nazır bir düğün salonunda pasta kesip tango mu yapar bilmiyorum. Ama halihazırda şehirdeyse köye dönmeyi düşüneceğini, düğün dernek kuracağını hiç zannetmiyorum.
 
Köye dönüp kurulu bir halay umuyorsanız öyle düğün falan bulamazsınız en başta. Köylerde, evlenecek yaşta genç kalmamıştır. Fadime teyzeyle Necati amca ikinci evliliğini yapacaktır belki; onda da düğün, halay hak getire. Bir de Fadime teyzeye altmışbeşinde gelinlik mi giydirelim?
Hadi gel köyümüze geri dönelim çağrısına uyup Fadime’nin düğününü vesile kılmak suretiyle şehrin bıkkınlığından sıyrılıp köye ulaştığımızı varsayalım. Görünen köy çoktan kargaya, kılavuza bulaşmıştır. Bağlı bulunduğu kaza Büyükşehir olunca, köy de mahalle olmuştur. Dolayısıyla köye girince ilk iş olarak “Büyükşehir olduk heylelo” diye sevinilir! Sıfatının mahalle olarak değişmesi dışında birtakım yenilikler gelir önünüze. Dededen kalma asırlık evinizi yenilemek istersiniz, hop derler size, belediyeden yapı izni alacaksın, ruhsat alacaksın! Ruhsat olmayınca elektrik aboneliği de onaylanmaz. Elektrik hususunda zaten tüm şartları yerine getirmiş olsanız da bir ekip gönderip saatinizi mühürletmeyeceklerdir. Özel şirkettir sonuçta dağıtımcı, karışamazsınız.
 
Artık köyde olunacağı için hayvan beslemek iktiza edecektir. E hayvan da odada beslenmez. Bir ahır ya da kümes yapmak lüzum edecektir. Ruhsat almalısınız! Sonuçta Büyükşehire bağlı bir mahalle orası, belediyenin onca nimetinden yararlanan biri olarak belediye toprağında rastgele imarda iskanda bulunamazsınız. Yararlanmamışsanız işte böylece yararlanmış olacaksınız! Diğer yandan ekili bahçeler serbest dolaşıma, şey, tavuk dolaşımına kapalıdır. Bırakırsanız tavuk, bitkilerin kökünü kazır. Özel alanın dışına çıkması zaten belediye tarafından yasaklanmıştır. Kümes hayvancılığı yapmak zorunda kalınır böyle tavuk çiftliği gibi. Çiftlik şişirme tavuk, halis köy yumurtası demektir! Şehirden bilirsiniz; tavuk gübresine bulanmış, saman içinde köy yumurtası satılır. Besin değeri yüksek diye gider ondan alırsınız ama besin kabuğuna bulaşmış tavuk pisliğinde midir, samanda mıdır bilinmez. 
 
Hayvan besleme arzusu söz konusuysa bilinmelidir ki köyde hayvan pazarı kurulmaz; şehre inip halis muhlis Türk malı jersey, montofon-brown swiss, holstein friesian, simmental vs. marka bir inek alınacaktır hayvan pazarından. (Hollanda’yla yaşanan yapay krizler montofon piyasasını, yerli kara dedikleri ve yerli diye yutturdukları hayvanların akıbetini ne kadar etkiler oraya da girmeyelim hadi) İnek varsa o zamanla çiftleşmek isteyecektir ve damızlık tosun da bulunamayacaktır. Çaresiz yine şehre inip veterinerden suni tohumlama yöntemleri öğrenilecektir. Dolayısıyla hayvandan doğacak buzağı dahi yepyerli bir şey olacaktır!
 
Er ya da geç çocukları okula göndermek gerekecektir. Keşke çocukları hiç okula göndermeme imkanı olsaydı, ama mecbur gönderilecektir. Köyde bir ilkokul yoktur.  Her sabah tıkış tıkış bir servisle en yakın ilçeye taşınacaktır çocuklar. Okudukça büyüyecek, büyüdükçe köydeki yaşamı yadırgayacaktır. Bir işinize yaramadığı gibi, fasulye dikmeyi, inek sağmayı, eşek yüklemeyi, bir söküğü dikmeyi, yemek yapıp karnını doyurmayı bile beceremeyecektir. Zaten ergen yaşında saçma sapan bir bölüm kazanıp soluğu büyükşehirde alacaktır.
 
Böylece devam eder bu döngü. Ruhunuz şehirde sistemden ne kadar soyutlanabiliyorsa köyde de o kadar bağımsız olabilirsiniz. Şehrin olumsuzluğundan yakınan bir ruh, nereye gitse aşkını, ıstırabını yanında taşıyacaktır. Köyün yerleşik hayatı şehrin sizi misafir edebilmesi kadardır. Kendi kendimizi kandırmayalım. Birbirimizi hiç kandırmayalım. Öyle bir hayale kanalım sadece. Sabır ve salih amelle yaşadığımız hayatı, yaşadığımız yeri düzeltelim: Kola içmeyerek amerikan düşmanı, “hayır” demeyerek israil dostu sanalım kendimizi! Bu uçsuz bucaksız beton imparatorluğunun içinde, dört yanımız duvarlarla çevrili; yeşili, toprağı övüp inşaatlara sövelim. 
 
Demem o ki köye dönmek romantik bir söylemden başka bir şey değildir. Ne bıraktığınız gibi bir köy bulursunuz; ne bulduğunuz köyde huzur… Hayatı boyunca köy yüzü görmemiş, yahut seçimden seçime köyleri gezmiş, yahut da bir köyde akrabalarının yanında üç beş gün takılmış abilerimiz, Fadime’nin düğününde halay keyfisi selfiesi hayal ededursun. Herkes karnının doyduğu, ancak sistematik olarak sömürüldüğü, soyulduğu yerde otursun!
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI