Ekrem Şama

Ekrem Şama

19.06.2017 ekremsama@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Dışişleri şaka gibi

Barzani Kuzey Irak’ta bir bağımsız devlet kurmak için halk oylaması kararını açıkladı.
Birleşmiş Milletler teşkilatı ise derhal yeşil ışık yaktı.
Bizim yöneticilerimiz bunu duyar duymaz sızlanmaya başladılar.
“Bu karar şık olmadı da, yanlış oldu da, geri alınmalıdır da, tasvip etmiyoruz da vs.”
 
Elbette yerden göğe kadar haklıdırlar. Bu bölgede kurulacak olan bağımsız bir devlet, Ortadoğu’da parçalanmanın işaret fişeği olacaktır. Böylece parçalanmanın kapısı aralanmış, bu kapıdan daha nice parçalar bir bir hayata geçirilmek için sıraya gireceklerdir. Asıl felaketler de bundan sonra gelecektir. 
 
Esasen 14 sene önce ABD Irak’ı işgal ederken AK Parti’nin o günkü iktidarı işgal koalisyonunun ortaklığı için bölgede 3 tane kırmızı çizgi şartını açıklamıştı.
Bunlar:
Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması, Musul, Kerkük ve Süleymaniye bölgesinin demografik yapısının muhafazası ve kuzeyde bir bağımsız devletin kurulmaması şartları idi. 
Üzülerek ifade edelim ki bu kırmızı çizgiler birer birer çiğnendi, adeta yok edildi.
 
Kuzey Irak’taki kırmızı çizgimiz için Dışişlerimiz 14 yıl boyunca o kadar anlaşılmaz adımlar attı ki, adeta şaka gibi kabul etmek mümkündür. Birkaç tanesini hatırlayalım:
Mesela, ABD Irak’ı işgal ederken bu kırmızı çizgimizin çiğneneceğini sokaktaki vatandaş bile çok iyi anlıyor iken, Dışişleri yetkililerimizin işgal amaçlarının Irak’ın parçalanması olduğunu anlayamamış olmalarını kabul edebilir miyiz? 
Mesela, sanki bölgede bağımsız bir devlet varmış gibi, Barzani’yi muhatap alarak, defalarca aynı metinlere imza atarken ve Irak merkezi hükümeti dahi buna tepki verirken, Dışişlerimizin bu günlere gelineceğini anlayamadığını düşünebilir miyiz?
Mesela Barzani adeta bağımsız devlet başkanı imiş gibi, üst düzey ziyaretler yapıp ve onun da kendisi ve bakanlarını ülkemize kabul ederken, bunun bağımsızlığın altyapısı olduğunu bizim Dışişlerimiz anlayamamış mı?
Mesela Barzani’nin bayrağını, tüm tepkilere rağmen bağımsız bir devletin bayrağı gibi, bizim bayrağımızın yanına çekmek,  kırmızı çizgilerimizin, bizim elimizle silinmesi demek olacağını bizim Dışişlerimizin anlayamadığını söylemek, şaka etmek anlamına gelmez mi?
Mesela iktidara gelir gelmez, Birleşmiş Milletler, ABD ve Avrupa’nın “tavsiyeleri” ile ikiz yasaları TBMM’de kabul ettirirken, bunun hem komşularımızı hem de bizi bölmeye yarayacağını anlayamamış bir iktidar ve Dışişleri teşkilatımızın olduğunu kabul etmek, en ağır şakalardan biri değil midir?
 
Hadi iktidarın acemilik günleri idi diye düşünelim, ülkemiz içindeki değişik etnik gurupların, kendi geleceklerini halkoylaması yolu ile belirleme haklarının olduğunu bu ikiz yasalarla kabul ve teyit ederken, asla bizim lehimize bir adım atması muhtemel olmayan Birleşmiş Milletler teşkilatı kullanılarak, bu yasa ile bizi bölmeye çalışacaklarını bizim monşerler bilmiyorlar mıydı? Bilmiyorlardı, diye düşünmek şaka gibi değil midir?
 
İnsanın bu durumda sokağa fırlayıp avaz avaz bağırası geliyor:
Ey yöneticiler!
Ey Dışişleri teşkilatı!
Artık şaka gibi icraatınızı bir tarafa bırakın! Çözüm üretin! Parçalanmanın ucunu gösteriyorlar! Sıra ikiz yasaların uygulatma dayatılmasına geliyor! 
Toplanın, önce şu ucube ikiz yasaları TBMM’ne getirip iptal edin! Bölge ülkeleri ile bir araya gelin, çözümü burada arayın! Bırakın şu Amerika’yı! Bırakın! 
Tüm İslam dünyası ile dayanışmaya geçin!
 
Çözüm yalnız budur! 
Yangın ancak böyle söndürülebilir!
Akmakta olan kan ancak böyle durdurulabilir!
Yeter oyalandığınız! 
 

ŞAKAYI BIRAKIN

Üstünde kırmızı çizgilerimizin,
Silgicilerle el ele muaşaka!
İşgalciler finale koşarken sizin,
Sızlanmalarınız sanki şaka, şaka!
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI