Burhan Bozgeyik

Burhan Bozgeyik

17.07.2017 burhanbozgeyik@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Bu Vatan Kimin?

Şair, “Bu vatan toprağın kara bağrında / Sıra dağlar gibi duranlarındır” diyor. O sıradağlar gibi duranlar, yani şehitlerimiz, gâzilerimiz… O şehitlerin ve gâzilerinmîrasına sahip çıkanlar… Yani bizler… Bizler, “Bu vatan bizim!” diyoruz. Diyoruz da gerçekten bu vatanı bize bırakıyorlar mı? Dilerseniz işin edebiyat, hamâset tarafını bir tarafa bırakalım da şu gerçekler üzerine biraz kafa yoralım:
“Bu vatan bizim!” diyoruz değil mi? Peki Çanakkale ve İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilerden niçin tek kuruş ücret alamıyoruz? Şehirlerde görmüşsünüzdür, vaymı ki aracınızı bir yere park edesiniz, hemen başınızda bir görevli, ya da “görevsiz” değnekçi yanınızda peyda oluveriyor. Elinde ya makbuz, ya da değnek, “ücreti beyim!” diyor. İstersen verme!.. Koca Boğazlardan binlerce tonluk gemiler geçiyor, tek kuruş ücret ödemiyor. Neymiş, Montrö antlaşması varmış… Hani bu vatan bizimdi?...
 
Bu vatanın “bizim” olmasının en büyük alâmeti, bu vatan evlatlarını kendi değerlerimizle yetiştirmemizdir, eğitmemizdir, değil mi? Peki bunu yapabiliyor muyuz? “Millî Eğitim Bakanlığı” diye bir bakanlığımız var. Peki eğitimimiz gerçekten “millî” mi? Tek Parti- Tek Şef devrinin son demlerinde (1946’da) ABD ile yapılan bir eğitim anlaşması var. O anlaşmaya göre, ülkemizdeki müfredat programını “Fulbright Eğitim Komisyonu” tespit ediyor. O komisyonda ülkemizden 4, Amerika’dan 4 temsilci var. İhtilaf halinde Amerikan Büyükelçisi hakem rolü oynuyor ve onun “hakemliğiyle” meseleler halloluyor (!) Şimdi lütfen söyleyin, göğsümüzü gere gere “Bu vatan bizim!” diyebilir miyiz?..
 
Su, petrolden de değerli bir zenginlik kaynağıdır. Ülkemiz de su cihetinden dünyanın en zengin ülkesidir. Cenab-ı Hak, bu cihetten de ülkemize büyük nimet bahşetmiştir. Gel görelim ki nice gözler suyumuza çevrilmiş durumda. Mevcut iktidar işbaşına gelir gelmez 2004’te İsrail’le “su anlaşması” yaptı. Bu anlaşmaya göre “Manavgat suyu” İsrail’e akıtılacaktı. Bu anlaşma kısa zamanda devreye girdi ve Manavgat’ın suyu tankerlerle İsrail’e taşınmaya başlandı. Bilindiği gibi, ülkemizden Kıbrıs’a su götürmek için denizin altından boru döşendi. Şüphesiz güzel ve faydalı proje. Ancak bu projenin bir ucunun da İsrail’e dayandığı söyleniyor. Kıbrıs’a giden o sudan İsrail’in de alması gündemde. Bütün bunlardan da tehlikelisi şu: Sayın Temel Karamollaoğlu’nun dile getirdiği gibi, bütün su havzalarımızın kontrolünün uluslararası bir kuruluşa devredilmesi için altyapı çalışması yapılıyor. Bu fakir halk, dişinden tırnağından arttırarak GAP projesini hayata geçirdi. Ancak o projenin de ülkemizin bütün varidatının da kaymağını ecnebiler yemek istiyor. Bunun planlarını yapıyor. Allah esirgesin o menfur planlar devreye girerse, “Bu vatan bizim!” diyebilir miyiz?
 
Aslında bu konuda o kadar söylenecek söz var ki? Ekonomiyi ele alalım: Ekonomi neredeyse bütünüyle faiz lobilerinin kontrolüne girmiş durumda. Milyonlarca vatandaş, faizli kredileri nasıl ödeyeceğini kara kara düşünüyor. On binlerce dönüm arazi bu yolla el değiştiriyor. Hayvancılığa ve ziraata gerekli değer ve destek verilmiyor. Doğu ve Güneydoğuda binlerce hektarlık meralar ve tarım arazileri terör belası sebebiyle muattal vaziyette duruyor. (O terörün temel hedeflerinden biri de o toprakları, o topraklarda gözü olanlara insanlardan arındırılmış şekilde teslim etmekti.)
Bu vatanı bilumum düşmanlardan korumak için ordumuzun ihtiyacı olan silah, teçhizat, mühimmat, araç, gereç üretimini bütünüyle kendimiz karşılayabiliyor muyuz? Bu konuda dışa ne kadar bağımlıyız? Adalet müessesesinin temel taşı olan kanunların hemen hemen tamamını niçin dışarıdan alıyoruz, ya da niçin dışarının (mesela AB’nin) telkiniyle ve dayatmasıyla kanunlar çıkarıyoruz? 
 
Bu vatanı bize miras bırakan ecdadımızın candan sahip çıktığı değerleri, onların bıraktığı mîrası ne derece muhafaza ediyoruz? Basit bir soru: Ayasofya camii niçin hâlâ kapalı? Bütün bu ahvâl ve şerâit karşısında, “Bu vatan bizim!” sözü havada kalmıyor mu?
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI