Burhan Bozgeyik

Burhan Bozgeyik

19.06.2017 burhanbozgeyik@milligazete.com.tr @ RSS

Sesli Köşe Yazısı


Belediyelerin Paralel Ramazan “Etkinlikleri”

Belediyeler son yıllarda bir moda başlattı. Ramazan ayı geldi mi coşuyorlar. Önceleri “Ramazan Coşkusu” deniliyordu. Sonra “Ramazan Eğlencesi” denildi. Şimdi de “Ramazan Etkinlikleri” deniliyor. “Etkinliklerde” neler var? Neler yok ki! Şarkı, türkü, caz, ilahi, sohbet, talk show… Bu “etkinlikler” öncesinde iftariyelik de dağıtılıyor. Yani anlayacağınız, yemek-içmek, eğlence bedava! Her ne hikmetse bu “etkinliklerin” saati her yerde “teravih namazı” saati ile çakışıyor. Böylece belediyeler bir nevi “paralel ramazan etkinliği” sunuyor. Haydi seç bakalım, namaz mı, Ramazan etkinliği mi?...
 
Gazetemizin “yazarlar buluşması iftarı” vesilesiyle İstanbul’a gitmiştim. Orada belediyelerin yoğun “etkinlik” afişlerine baktım, saatler teravih saati ile çakışıyor. Antep’e geldim, belediyelerin etkinliklerine baktım, burada da namaz saati ile çakışıyor. Bu işte acemilik, yanlışlık yok. “Taammüden” bir uygulama var. Yani planlı, programlı. Vatandaşa şöyle deniliyor: Vatandaş, tercihini yap! Camide 45 dakikalık namaz programı mı, yoksa bizim 1,5 saatlik yemekli, eğlenceli programımız mı?..
 
Şehrimizdeki etkinliklere davet edilen sanatçılara, topluluklara bakıyorum, maliyet hesabı yapıyorum. İnanın, bu yapılan harcamalarla, şehirdeki bütün fakir ailelerin en az bir aylık mutfak erzakı karşılanabilir. Yıl boyunca yapılan bu gibi etkinliklere harcanan para ile de şehirdeki bütün fakirlerin yiyecek ihtiyaçları karşılanabilir. Bunu abartmadan söylüyorum. Bu işin maddî tarafı. Gelelim, Ramazan-ı Şerifte “icad edilen” bu etkinliklerin mânevî tarafına…
 
Biz camide teravih kılıyoruz, beyefendinin biri son sesi açılmış hoparlörden oyun havasında İlâhî söylüyor. Başka bir gün, bir başka vatandaş, gözyaşları içerisinde Hz. Hamza’nın (ra) nasıl şehit edildiğini anlatıyor. Bu basit, sıradan bir hâdise değildir. Bu işin içinde bir “bit yeniği” var. Ne gibi?... Anlatmaya çalışalım… Ülkemizde yaklaşık yüz yıldan beri dehşetli bir proje uygulanmaya çalışılıyor. O da şu: İslamiyetidejenere etme, Müslümanları gerçek İslâmiyet’ten uzaklaştırma, light İslam projesi… Bu projenin taşeronlarını teker teker saymaya kalksak, ortalık toz duman olur. En müşahhas taşeron, Fetö… Onun yaptıkları meydanda. Bu proje tuttu. Binlerce insanın inancı zedelendi. Şimdi sıkı durun, benim en çok endişe ettiğim husus şudur: Bu projenin tuttuğunu gören projenin mimarları bu işten vazgeçmeyeceklerdir. Ne yapacaklar? Projeyi halk üzerinde tesiri olan birilerine ihale edeceklerdir. Kim bu ihaleyi üstlenirse çok büyük vebale girer. Şimdiden uyarıyorum. Bu iş son derece tehlikelidir. Resmen ve alenen Allah’ın dinine harp ilan etmek demektir. Bakınız Rabbimiz HicrSûresi 9. âyette –meâlen- ne buyuruyor: “Kur’ân’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” Tefsirlerde, bu “korumaya”, Kur’an talebelerinin ve bütünüyle İslâmiyet’in dâhil olduğu kaydedilmektedir. Fetö’nün yaptıkları ortada. İslam’ın temel değerlerini değiştirmeye çalışmıştı. Neticede ne oldu?..
 
Sözü döndürüp dolaştırıp yine şu mahut “Ramazan etkinliklerine” getirmek istiyorum. Beyler, bayanlar, lütfen Ramazan’da bizi rahat bırakın. Ramazan’ımızı bize bırakın. Ramazan Mü’minler için bir fırsattır. İbadet ayıdır, Kur’an ayıdır, ahlakı güzelleştirme ayıdır, fakirlerin dertleriyle hemdert olma ayıdır, cihad ayıdır, mazlumlara sahip çıkma ayıdır. Bırakın da hüzünlenelim. Vur patlasın, çal oynasın eğlenecek halimiz mi var? Bu vatanın yiğit insanları şehit düşüyor. Şehit haberleri geliyor. Gâvur oğlu gâvurlar, zâlim oğlu zâlimler, habire İslam beldelerini bombalıyor. Habire Müslüman kanı döküyor. Adam (adam dedikse sözün gelimi) açık açık “19 trilyon dolar borcumuzu Körfez ülkelerinden alacağım para ile ödeyeceğim!” diyor. Adam ve yoldaşları ülkemizin dört bir tarafını ateş çemberi ile çeviriyor, ülkemizin kuyusunu kazıyor. Bu tablo karşısında, sevinip oynayacak halimiz mi var… Kim ne derse desin, ben şu tam da teravih saatine denk getirilen “etkinliklerden” iyice huylanmaya başladım. Paranız varsa, -ki olduğu besbelli- fakir fukaranın ihtiyaçları için harcayın, şehit ve gâzi ailelerine ikramda bulunun. Ramazan’da nefsimizi azdırmayın, bizi camiden alıkoymaya çalışmayın…
 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

TÜM YAZILARI