“Ey mü’minler! Allah için hakkı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe götürmesin. Adâlet yapın ki, o takvaya en çok yakın olandır. Allah’tan korkun. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide, 8)

Yüce Allah bu ayet-i kerimede mü’minleri vaktiyle onları Mekke’den çıkarmış ve Mescid-i Haram’a sokmamış olanlara karşı duydukları kinlerinin kendilerini adaletsizliğe sevk etmemesi için uyarıyor. Var olan tüm hoşnutsuzluklara, kine ve nefrete rağmen yine de adil davranmaya, haksızlığa meydan vermemeye çağırıyor. Bu sadece onlara karşı pasif bir durumda durup kendini zapt etmek, onlara karşı baskı ve zulüm yapmamak değil bundan öte, onların hakkını korumaya, başkalarına da çiğnetmemeye yönelik bir çağrıdır.

Günümüzde sosyal medya denilen bir yalan ve linç makinası icad olmuştur. İnsanlar burada fütursuzca her aklına geleni yazmakta, her yalana çanak tutmakta ve her hadise hakkında aslını bilip-bilmeden yorum yapmaktadırlar. Özellikle de iş Müslümanları karalamaya geldiğinde bu iş adeta intikam alınırcasına acımasızca yapılmaktadır. Örneğin kendisiyle arkadaşlığımız ve kardeşliğimiz ta İmam-Hatip sıralarında başlayan ve bugüne kadar devam eden Mustafa Yaman kardeşimiz Fetö iftirasına uğradığında bizim içimizden insanlar diğerlerinden daha çok işin dedikodusunu yaptılar, iftirada sınır tanımadılar ve peşinen Fetö’cü ilan ettiler. Nihayet 6 ay sonra iş ortaya çıktı ve bu dava adamı kardeşimizin masumluğu ispatlandı ve berat etti. Hatta onun davası sayesinde haksızlığa uğramış olan binlerce kişi de kurtuldu. Peki, o müfterilerin durumu ne olacak? Haysiyet cellatlığı yaptıkları şahısların hakkını nasıl ödeyecekler? Tabii eğer bir hesap gününe iman ediyorlar sa!

“Hakkında bilgi sahibi olmadığın bir şeyin ardınca gitme, çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra, 36)

Şu anda da benzer bir linç kampanyası Adana merkezli Furkan Vakfı’nın başkan ve yöneticilerine karşı da uygulanmaktadır. Bu vakıf özellikle Adana ve çevresinde kendi çapında insanlara dinlerini hatırlatmakta, onlara kitap okutma ve irşad faaliyetleri yürütmektedir. Ehli Sünnet’e aykırı İtikadi ve fıkhi bir problemlerinin olduğu hususunda bugüne kadar bir şey ortaya çıkmamıştır.

Biz din adına konuşma yapanların din adına ne konuştuğuna bakarız. Diğer yönlerine ise ilgililer zaten bakıyordur. Eğer din adına yanlış konuşanlara ceza verilecekse bundan en fazla biz memnun oluruz. Ama iş öyle değil. Adeta dini yıkmak için birbiriyle yarış eden ilahiyat profesörlerinin el üstünde tutulduğu ve ulusal kanalların onlar için sonuna kadar açıldığı ortadadır. Mesela Ehli Sünnet inancının tavizsiz savunucusu ve şuan ülkeyi idare eden siyasi kadrolarında hemen hemen hepsinin hocası olan muhterem Nedim Urhan hocamızı acaba niye hiçbir kanalda göremiyoruz? Demek ki işin içinde başka şeyler de var.

Öte yandan şunu belirtelim. Çok konuşan çok hata yapar. Hiç kimse hatadan beri değildir. Ama hata ile ihanet birbirine asla yaklaştırılamaz. Ayrıca da bir öz eleştiri yapmamız gerekir ki o da hocaların güncel siyasetle çok fazla iç içe olmaları hususudur. Bu yanlıştır. Nitekim Furkan Vakfı olayında da bu vardır. Gündelik siyasi olayların değerlendirilmesi ayrı bir uzmanlık alanıdır. Kaldı ki bu alanın uzmanı olan kişiler dahi çoğunlukla yorumlarında isabet edememektedirler.

Bir bu minvalde eleştirmemiz gereken bir diğer hususta çeşitli vakıf, dernek ve hoca efendiler etrafında toplanan ve hayırlı hizmetler yapan insanların boş yere başlarına bir gaile açmaktan en fazla bu işlerin sorumluları kaçınmalıdırlar. Bunu en zor günlerde en iyi başaran rahmetli Erbakan hocamız olmuştur. Yürütülen hizmetlerin bir kişinin hesapsız kitapsız konuşmalarına heba edilmemesi gerekir.

Diğer yandan olayların gerek yazılı ve gerekse görüntülü medyada bu kadar çok abartılarak ve hakkaniyetten uzaklaşılarak ballandırılarak anlatılması aynı zamanda İslam’a ve tüm Müslümanlara da zarar vermektedir. Zira insanlar artık bir sohbet dinlemeye ve dini bir kitap alıp okumaya cesaret gösterememektedirler. Neme lazım belki bu yazar ve bu hoca yüzünden yarın hesaba çekilebilirim korkusu yaşanmaktadır. Unutmayalım ki hocalar ve cemaatler birbirinin kuyusunu kazarken ateizm ve deizm özellikle gençler arasında büyük bir hızla yayılmaktadır ve asıl tehlike budur.