Bir meş’um süreçti yaşadığımız… Demokrasinin ayaklar altına alındığı, post modern darbeye tevessül edenlerin medya aracılığıyla göklere çıkarıldığı, her akşam Fadime-Emire-Müslüm haberleriyle zihinlerimizin allak bullak edildiği, televizyonların ana haber bültenlerinde her an darbe oluverecekmiş gibi bir havanın yansıtıldığı, insanların her şeye rıza göstermesi için beşli çetenin kurguladığı algı operasyonunun baş tacı edildiği bir süreç.

Militarist irade tüm ağırlığıyla demokrasinin üzerinden tanklarıyla geçerken, yargı, siyaset, işadamları ve medya, bu süreci pohpohluyor, kaşıyor, demokrasiye sahip çıkması gerekenler, Türkiye Cumhuriyeti’nin en başarılı hükümeti Refahyol’un alaşağı edilmesi için tüm güçleriyle çalışıyorlardı.

Dönem ile ilgili belgesel yapan merhum Mehmet Ali Birand, bu süreci darbelerin duvara vurma süreci olarak değerlendiriyor, “Hiç birimizin yatacak yeri yok” diye anlatıyordu.

İnsanın zihnine bir paslı çivi gibi çakılan, yıllar geçse de unutamayacağı, unutturulamayacak görüntüler vardır. Benim hafızamda da, bu döneme ilişkin, bugünlerde aşk meşk yazılarıyla medya hayatına devam eden Reha Muhtar’ın televizyon ekranlarındaki kısık sesiyle darbeye şakşak yaptığı görüntüleri gelir sürekli.

Tanklar Sincan caddelerinde yürütülürken ve militarist irade demokrasinin üzerinden paspas gibi geçerken, demokrasiye sahip çıkması gereken medya, ürkütücü bir panik halinde askerleri pohpohlamakla meşguldü.

Dönemin kudretli paşası Çevik Bir, “28 Şubat bin yıl sürecek” diye medya organlarına beyanatlar veriyordu. Fakat keser döndü sap döndü, gün geldi hesap döndü.

Şimdi bu meş’um dönemde Refahyol hükümetini alaşağı etmeye çalışan kudretli paşalar yargı önünde hesap veriyorlar.

Geçtiğimiz hafta devam edegelen 28 Şubat davasıyla ilgili olarak savcı mütalaasını açıkladı. Buna göre savcı dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ile dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in, eski Orgeneral Çetin Doğan ve MGK Genel Sekreteri İlhan Kılıç’ın da aralarında bulunduğu 60 kişinin “hükümeti yıkmaya yönelik darbeye teşebbüsten” ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi.

Yeterli mi? Bizce yeterli değil!

28 Şubat sürecini arkalayan, pohpohlayan, tankların yürümesine alkış yapan, zihinlerimizde hiç onarılmayacak yaralar açan medyanın da, yargı mensuplarının da, işadamlarının da, dönemin siyasi şakşakçılarının da bir şekilde yargılanıp tarih önünde hesap vermesi gerekiyor.

Refahyol hükümetinin bitirilmesinden sorumlu olan, arkasından gelen hükümet ile Türkiye’nin 50 yıl geriye gitmesine yol açan, batık bankalarla her şeyimizi alıp götürenlerin de bir şekilde bulunup yargı önüne çıkarılması gerekiyor.

28 Şubat sadece bir militarist kalkışma değildi. Militarist iradenin yol bulduğu, kendisine onulmaz güçler bahşederek, laiklik ve çağdaşlık kavramlarıyla bu millete nizam vermeye çalıştığı, düşüncelerini, zihinlerini dönüştürmeye çalıştığı karanlık bir dönemdi.

Bu karanlık dönemin tüm müsebbiblerine hesap sorulması bizim en büyük arzumuzdur.