Partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenleyen Karamollaoğlu, konuşmasına, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminin bu hafta başladığını belirterek, öğretmen, veli ve öğrencilere başarılar temennisinde bulundu. Karamollaoğlu, Afrin’de yürütülen Zeytin Dalı Harekâtı’nda şehit düşen askerlerimize de rahmet diledi.

ŞEHİTLERİN SORUMLUSU ABD’DİR

Karamollaoğlu, Afrin’de Türk tankına yapılan saldırının hangi ülke silahı ile yapıldığına ilişkin devam eden tartışmalara değinerek, “Tankımızı vuran füzenin ABD üretimi TOW füzesi olduğuna dair ciddi bulgular var, deliller var. Askeri uzmanlar da bunu teyit ediyor. Ayrıca zaten bunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu işin faili gözümüzün önünde terör örgütlerine 4 bin 900 TIR dolusu gönderenlerdir. Sınırımızda bir terör koridoru oluşturmak için her türlü oluşumu kendilerine partner seçenlerdir. İsrail’in güvenliği için Suriye’yi bölüp parçalayanlar, bölgeyi ateşe verenlerdir” diye konuştu.

LAF DEĞİL, İCRAAT YAPIN

ABD’nin Türkiye aleyhinde açık faaliyetlerde bulunduğuna dikkat çeken Karamollaoğlu, “Peki, ABD’nin Türkiye aleyhindeki bu açık faaliyetlerine karşı iktidar ne yapıyor? Sadece laf. Parti toplantılarında ABD karşıtı çok güzel sloganlar atılıyor. En yüksek seviyeden, ‘Eyyy Amerika’ diye başlayan cümleler kuruluyor. Peki, atılmış somut tek bir adım var mı? ABD’ye karşı uygulamaya konulmuş tek bir yaptırım var mı? Mesela İncirlik Üssü neden hâlâ açık? ABD’nin, Avrupa’nın, NATO’nun Türkiye’deki üsleri ile ilgili neden hiçbir yaptırım yok? Efendim bu işler o kadar kolay değil diyenlere söylüyorum, Hiç de zor değil. Yeter ki şahsiyetli bir dış politika ortaya koyun. Yeter ki gerçekten laf değil icraat yapmak isteyin” şeklinde konuştu.

LAF KALABALIĞI YAPMAYIN

Karamollaoğlu, hükümetin dış politikada şahsiyetli bir politika yürütmesi gerektiğinin altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti: “1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ABD, Türkiye’ye ambargo koymuştu. Buna karşı biz ne yaptık? 25 Temmuz 1975’te ABD’ye nota verdik. ABD savunma işbirliği anlaşmasını yürürlükten kaldırdık. Türkiye’deki bütün Amerikan üs ve tesislere Türk Silahlı Kuvvetleri aracılığıyla el koyduk. İşte şahsiyetli dış politika dediğimiz bu. Bunu yapmadığınız sürece sadece laf kalabalığı yaparsınız.”

ÇÖZÜMÜN ADRESİ VATİKAN-ROMA DEĞİL

Karamollaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın herkesle görüşebileceğinin altını çizerek, önemli uyarılarda bulundu: “Bu bölgenin sorunları, bu coğrafyanın asli unsurları ile müzakere edilerek çözülebilir. Aksi takdirde Afrin’i kazanırken Kürtleri kaybederiz. Suriye’ye demokrasi götüreceğiz derken Arapları kaybederiz. Papanın desteğini alacağız derken mazlum İslam coğrafyasının desteğini kaybederiz. Biz diyoruz ki; barış ve istikrar için çözümün adresi ne Papa ne Roma, ne Washington ne de Moskova’dır. Çare kendi ayaklarının üzerinde durabilen, İslam dünyasına öncülük yapabilen bir Türkiye’dir.”

AYŞE ABLA TANKIN YANINDA SARMA SARIYOR

İktidarın milli meseleleri parti meselesi haline getirdiğini söyleyen Karamollaoğlu, “Zeytin Dalı Harekâtı giderek siyasi bir malzeme haline getirilmektedir. Harekât ile ilgili gelişmeler AK Parti’nin ilçe kongrelerinde ilan ediliyor. MGK toplantılarında konuşulması gereken konular, parti programlarında konuşuluyor. TV haberlerinde adeta magazin haberi verir gibi operasyon haberleri verilerek harekâtın ciddiyeti zedeleniyor. Oysa Kıbrıs Barış Harekâtı’nda ‘tatile çıktığından’ Ayşe’nin haberi bile yoktu. Şimdi aynı Ayşe abla, tankın yanında sarma sarıyor. İktidarıyla, muhalefetiyle, gazetesiyle, televizyonuyla herkesi ciddiyete davet ediyoruz. Futbol maçı değil, vatan savunması yapıyoruz. Afrin milli bir meseledir. Parti programlarında, ilçe kongrelerinde siyasi malzeme yapılamaz, yapılmamalıdır” diye uyardı.

ZEYTİN DALI, ZEYTİNYAĞI OPERASYONUNA DÖNÜŞMEMELİDİR

Karamollaoğlu, Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin hükümete uyarılarda bulunarak, “Ne yazık ki hükümet bu tavrıyla Zeytin Dalı operasyonunu, zeytinyağı operasyonuna çevirme çabasında. Afrin’i bahane ederek her türlü ülke problemini sümenaltı etmenin yolunu arıyor. Benzin 6 lira olmuş. Zamları konuşamıyoruz. Çünkü Afrin var. Hukukun üstünlüğü endeksine göre Türkiye, 113 ülke içinde 101’inci sıraya gerilemiş. Ama adaleti konuşamıyoruz çünkü Afrin var. Hiçbir suçu, dosyası olmadığı halde işine iade edilmeyen binlerce KHK mağduru var ama konuşamıyoruz çünkü Afrin var. 1 milyon taşeron kadroya alınacaktı. Ne oldu diye soramıyoruz, çünkü Afrin var. İktidar neyi konuşmaya kalksak Zeytin Dalı’nı bahane edip ‘zeytinyağı’ gibi üste çıkmaya kalkıyor” diye eleştirdi.

ABD’NİN BÖLGEDEN ÇEKİLMESİ GEREKİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Vatikan ziyaretini değerlendiren Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan Papa’yı ziyaret etti. Bu 59 yıl sonra bu düzeyde yapılan ilk ziyaret. Biz cumhurbaşkanı kimseyi ziyaret etmesin demiyoruz. Ama bu ziyaret İslam dünyası lehine ne gibi sonuçlar doğuracak onu da merak ediyoruz? Mesela Papa Françis göreve geldiğinde, ‘20’nci yüzyılın ilk soykırımının Ermenilere yapıldığını’ söylemişti. Peki, bu görüşmeden sonra ‘soykırım’ ifadesinden vazgeçecek mi? Birçok Batılı lider İslam coğrafyasına yapılan saldırıları Haçlı seferi olarak nitelendirmişti. Hristiyan dünyanın manevi lideri olarak Papa, Batılı liderlere bir çağrıda bulunacak mı? Ortadoğu’da yaşanan işgal ve katliamlardan dolayı Müslümanlardan özür dileyecek mi? İslam coğrafyasında çok dikkatli, temkinli bir proje yürütülüyor. Papa’nın bunu görmemesi gibi bir durum yok. Bundan dolayıdır ki, elbette Türkiye Cumhurbaşkanı herkesle görüşebilir. Bu bölgeye barış gelecekse, ABD’nin önce bölgeden elini çekmesi gerekir. Bölgede ABD’nin fitne fikirleri ve oyunları var. Bunlar insaf, insanlıktan uluslararası hukuktan hiç haberdar değil gibi davranıyorlar” diye tepki gösterdi.

20 SENE SONRA SÖYLEDİĞİMİZE GELDİLER

Havuz sistemi ile ilgili çıkan tartışmalara değinen Karamollaoğlu, “Hatta medyaya yansıyan haberlere göre hükümet havuz sistemine geçecekmiş. Buna göre; 113 devlet üniversitesi ile YÖK, ÖSYM, TÜBİTAK, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, DSİ, GAP, Özelleştirme İdaresi gibi kurumların da aralarında bulunduğu 45 kuruluşun parası Hazine’de toplanacak. 20 sene sonra söylediğimize geldiler. Peki, bu uygulama ile ne amaçlanıyor? Kamunun nakit kaynaklarının etkin şekilde kullanılması ve borçlanma faizinin düşürülmesi. 15 yıl sonra biz bu arkadaşlarımıza ‘Günaydın’ demek isterdik ama onu bile diyemiyoruz. Çünkü dereden çok su aktı. Köprünün altından o kadar su geçti ki, artık havuzda toplanacak su kalmadı. Havuz sistemi paranızı kullanmadan diğer devletlere borç vermeniz içindir. Ne yazık ki havuz kurudu. Yine de bu iyi bir adımdır. Anladığımız için nezaketen anlamaya çalışıyoruz. Neden 113 üniversite 45 kurum bunun içinde yer alıyor? Bunun şu anki sorunlara çözüm olacağını düşünmüyorum. Bütün devlet kurumlarının bir araya gelmesini isteriz. Başımızdan gelecek başka bir endişeden dolayı mı yapılıyor bilmem. Hükümetin ekonomik olarak yaptığı birçok çalışma fayda görmedi” ifadelerini kullandı.

TAM BİR FİYASKO

Karamollaoğlu, hükümetin ekonomik politikalarda bir arayış içinde olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: “1,5 yıl önce Varlık Fonu’nu büyük bir şaşaa ile kurduklarında da aynı şeyleri söylemişlerdi. Varlık Fonu: Havuz sisteminin yeni bir versiyonu olacaktı. Kamu kaynakları daha verimli kullanılacaktı. Borçlanma düşürülecekti. Devlete ekstra 200 milyar TL yeni kaynak oluşturulacaktı? Peki sonuç ne oldu? Tam bir fiyasko. Yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Bugün Varlık Fonu’nun adını bile ağızlarına alamıyorlar. Bu kurulan sistemde bu kafayla aynı akıbete uğrayacaktır. Çünkü bizim hep söylediğimiz bir şey var; at sahibine göre kişner.”